<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ssk Soru Cevap &#187; Askerlik Borçlanması</title>
	<atom:link href="http://www.ssksorucevap.com/category/askerlik-borclanmasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ssksorucevap.com</link>
	<description>Ssk-Bağkur Bilgi Paylaşım Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 10:42:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Yeniden yapılandırma tasarısı</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/yeniden-yapilandirma-tasarisi</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/yeniden-yapilandirma-tasarisi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 19:49:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3453</guid>
		<description><![CDATA[Yeniden yapılandırma tasarısı Türkiye, küresel krizden çıkış sürecini beslemek, düz yolda gidiş için bile tökezleten bazı detay engelleri toptan ortadan kaldırmak, deyim yerindeyse ekonomide sağlıklı gidiş yolunu bozan bazı pislikleri temizlemek amacıyla hazırlanan ve kısaca &#8220;torba kanun&#8221; olarak adlandırılan &#8220;Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniden yapılandırma tasarısı</p>
<p>Türkiye, küresel krizden çıkış sürecini beslemek, düz yolda gidiş için bile tökezleten bazı detay engelleri toptan ortadan kaldırmak, deyim yerindeyse ekonomide sağlıklı gidiş yolunu bozan bazı pislikleri temizlemek amacıyla hazırlanan ve kısaca &#8220;torba kanun&#8221; olarak adlandırılan &#8220;Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı&#8221;na kilitlenmiş durumda. Çok yönlü yararlar umuluyor, bu yasadan. İstihdam artışı, kaynak oluşturulması, devletin vatandaşıyla iktisadî uzlaşmaya girmesi, sistemde yeniden yapılandırma vb çok yönlü yararların sağlanacak olması da beklentileri çok büyütmüş durumda. Kanımca bu tasarı, TBMM’nden kapsamı ve etkinliği büyümüş olarak çıkacaktır. Ve bu sonuç, olumlu gidişin de işareti sayılmalıdır.</p>
<p>Ben, burada vergi mevzuatı ve uygulamasını ilgilendiren konulara girmeyeceğim. Sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil daireleri tarafından 6183 sayılı &#8220;Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanun&#8221; kapsamında takip edilen ve bu kanunun yayımlandığı tarihe veya bu kanunun ilgili hükümlerinde belirtilen sürelerin sonuna kadar tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan sosyal güvenlik alacaklarına değineceğim:</p>
<p>1)5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi (4/a, 4/b ve 4/c sigortalıları) kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, 2010/Haziran ve önceki aylara ilişkin; sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, isteğe bağlı sigorta primleri ve topluluk sigortası primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacakları hakkında düzenlemeler yapılacaktır.</p>
<p>2010/Haziran ve önceki aylara ilişkin olup bu kanunun yayımlandığı tarihten önce tahakkuk ettiği halde bu kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan;</p>
<p>a)5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi (4/a, 4/b ve 4/c sigortalıları) kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan; sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi,</p>
<p>b) Bu kanuna göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkanı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,</p>
<p>c) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı, borç asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.</p>
<p>2)Yaşlılık, emekli aylığı veya malullük aylığı bağlandıktan sonra 5510 sayılı Kanun’un 4/b sigortalılık statüsü kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre ödenmesi gereken 2010/Haziran ve önceki aylara ilişkin SGDP (sosyal güvenlik destek primi) ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacakları hakkında da düzenleme yapılacak ve 2010/Haziran ve önceki aylara ilişkin olup bu kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan sosyal güvenlik destek primi asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.</p>
<p>3)30.06.2010 tarihine kadar (bu tarih dahil) bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu kanunun yayımlandığı tarihten önce kurumca re’sen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi asılları ile bu alacaklara gecikme cezası ve gecikme zammı hesaplanan sürenin başlangıç tarihinden bu kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.</p>
<p>(4)31/7/2010 tarihine kadar (bu tarih dahil) işlenen fiillere ilişkin olup bu kanunun yayımlandığı tarihten önce dava açma süresi sona erdiği halde bu kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan idari para cezası asıllarının % 50’si ile bu tutara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde idari para cezası asıllarının kalan % 50’si ile idari para cezasına uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.</p>
<p>(5)Bu alacakların asıllarının bu kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olmasına rağmen, fer’ilerinin bu kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olduğu durumlarda, aslı ödenmiş fer’i alacağın %40’ının bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu fer’i alacakların kalan %60’ının tahsilinden vazgeçilecektir. </p>
<p>Tasarının öngördüğü af ve ödeme kolaylığı düzenlemeleri hayati önemdedir. Bu anlamda çalışmalarımız sürecek.</p>
<p>yenişafak / tahsin sınav</p>
<p></p> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/yeniden-yapilandirma-tasarisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stok affı nasıl uygulanacak ?</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/stok-affi-nasil-uygulanacak</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/stok-affi-nasil-uygulanacak#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 19:48:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3451</guid>
		<description><![CDATA[Torba tasarıdaki düzenlemelere göre, vergi ve matrah artırımı yoluyla vergi incelemesinden kurtulmak mümkün. Tabii bunun da belirli koşulları var. Örnek olarak sahte belge düzenleyenler artırımdan yararlanmayacak. Bir vergi incelemesinin başlamış olması ise artırım yapabilmek için bir engel oluşturmuyor Vergi incelemelerinde, incelemeye tabi tutulan işletmeler yönünden en sık karşılaşılan durum, defter ve belgeler ile gerçek durum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Torba tasarıdaki düzenlemelere göre, vergi ve matrah artırımı yoluyla vergi incelemesinden kurtulmak mümkün. Tabii bunun da belirli koşulları var. Örnek olarak sahte belge düzenleyenler  artırımdan yararlanmayacak. Bir vergi incelemesinin başlamış olması ise artırım yapabilmek için bir engel oluşturmuyor</p>
<p>Vergi incelemelerinde, incelemeye tabi tutulan işletmeler yönünden en sık karşılaşılan durum, defter ve belgeler ile gerçek durum arasındaki tutarsızlıktır. Bazı mal, makine ve demirbaşlar fiilen işletmede olmalarına karşın, muhasebe kayıtlarında yer almayabilir. Kuşkusuz bunun tersi de söz konusu olabiliyor. Yani, mal, makine veya demirbaş eşyalar kayıtlarda olmasına karşın, işletmede fiilen olmayabiliyor.</p>
<p>Böyle bir durumun vergi incelemesinde tespit edilmesi, çoğu zaman defter, kayıt ve belgelerin sağlıklı bir vergi incelemesi yapmaya elverişli olmadığı şeklinde değerlendiriliyor. Bunu, ilgili yıllar için takdire sevk, takdir komisyonu kararına dayalı olarak vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi izliyor. Bu durum, mükellefle idare arasında yıllarca sürebilecek vergi uyuşmazlığının doğmasına neden oluyor.<br />
Tasarıda, kayıtlarla gerçek durum arasındaki tutarsızlıkların düzeltilmesi için de kayıtların fiili duruma uygun hale getirilmesine imkan sağlanmış durumda.</p>
<p>İŞLETMEDE OLUP KAYITLARDA YER ALMAYANLAR<br />
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, işletmelerinde fiilen bulunduğu halde kayıtlarında yer almayan, bir anlamda faturasız olan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları ’kendilerince’ veya ’bağlı oldukları meslek kuruluşunca’ tespit edilecek ’rayiç bedel’ ile kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ’üçüncü ayın sonuna kadar’ bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirerek defterlerine kaydedebilecekler.</p>
<p>Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından, bu şekilde aktife kaydedilen emtia için ayrı, makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte ’özel karşılık hesabı’ açılacak. Emtia (satışa konu olan mal) için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecek. Makine, teçhizat ve demirbaşlar envantere kaydedilecek ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman kabul edilecek. Bildirime dahil edilmeyen kıymetler için amortisman ayrılmayacak. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedecekler.<br />
Bu şekilde beyan edilen KDV açısından genel orana tabi makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden yüzde 10 oranı, indirimli orana tabi diğer makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden tabi olduğu oranların yarısı esas alınarak katma değer vergisi hesaplanacak ve ayrı bir beyanname ile ’sorumlu sıfatıyla’ beyan edilerek, beyanname verme süresi içinde ödenecek.</p>
<p>Makine, teçhizat ve demirbaşlar üzerinden ödenen vergi, hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyecek. Bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak dikkate alınabilecek. Emtia üzerinden ödenen vergi ise genel esaslara göre mal ve hizmet teslimleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilebilecek.</p>
<p>Bu şekilde bildirimde bulunanlar hakkında belgesiz mal bulundurma nedeniyle vergi tarh edilemeyecek ve ceza kesilemeyecek.</p>
<p>Kuyumculara kıyak var<br />
Tasarıda, işletmede olup kayıtlarda yer almayan emtia yönünden kuyumculara özel bir düzenleme yer alıyor. Kuyumcuların bildireceği emtia üzerinden hesaplanan vergi oranı yüzde 2,5 olarak belirlenmiş. Tasarıya göre;<br />
Kıymetli maden ve ziynet eşyası imalatı ve ticareti faaliyetinde bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan kıymetli maden (altın, platin ve gümüş) ve kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci gibi) ile bunlardan yapılmış ziynet eşyasını, kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ’üçüncü ayın sonuna kadar’ bildirecekler. Bunların bildirilen değeri üzerinden yüzde 2,5 oranında vergi ödeyecekler.</p>
<p>Bu yolla hesaplanarak ödenen vergiler, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemiyor ve gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmiyor. Hem kuyumcular hem de diğerlerinin stok beyanı kapsamında bildirdikleri kıymetlerin satılması halinde satış bedeli, bunların deftere kaydedilen değerinden düşük olamayacak.</p>
<p>KAYITLARDA YER ALIP İŞLETMEDE OLMAYANLAR<br />
Tasarı ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan malları için ’fatura düzenlemek suretiyle’ kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmelerine olanak sağlanıyor.<br />
Başka bir anlatımla, faturalı olarak alınıp kayıtlara geçen ancak fatura düzenlenmeksizin satılan malların halen stokta gözükmesi nedeniyle oluşan gerçek dışılığın, fatura düzenlenerek kayıt ve beyanlara hasılat olarak intikal ettirilmesi suretiyle düzeltilmesi amaçlanıyor. </p>
<p>Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan mallarıyla ilgili olarak kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar şu işlemleri yapacaklar: </p>
<p>l Kayıtlarda yer alan maliyete aynı türden mallara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi kar oranının uygulanması suretiyle bulunan tutarın eklenmesi yoluyla fatura düzenlenecek. </p>
<p>l Düzenlenen fatura sonucu ortaya çıkan vergisel yükümlülükler yerine getirilecek. Yani, düzenlenen fatura satış işlemi gibi kayda alınacak, malın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak ve ilgili dönem beyannamesine dahil edilecek, satış hasılatı yıllık gelir ve kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında dikkate alınacak.<br />
Mallara ilişkin gayrisafi kar oranının cari yıl kayıtlarına göre tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği kar oranları esas alınarak işlem gerçekleştirilecek.  Bu durumda, söz konusu mallarla ilgili olarak geçmişe yönelik vergi cezası ve gecikme faizi uygulanmayacak.</p>
<p>HAYALİ KASA MEVCUDU<br />
Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ile ilgili olarak 31.12.2009 tarihi dikkate alınarak işlem yapılacak. Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31.12.2009 tarihi itibarıyla bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutlarını, kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan ederek kayıtlarını düzeltebilecekler.<br />
Bu şekilde beyan edilen hayali kasa mevcudu üzerinden yüzde 10 oranında vergi hesaplanacak ve bu vergi beyanname verme süresi içinde ödenecek. Bu kapsamda beyan edilen tutarlar, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamıyor.</p>
<p>Varlık Barışı Şartlarını Yerine Getirmeyenlere Yeni İmkan<br />
Varlık Barışı uygulaması kapsamında beyanda bulunmakla birlikte, kanunun sağladığı kolaylıklardan yararlanabilmek için yerine getirilmesi gereken şartları yerine getiremeyenlere de Torba Yasa Tasarısı ile yeni imkan sağlanıyor.</p>
<p>Buna göre;<br />
l Yurt dışında bulunan varlıklarını süresi içinde Türkiye’ye getiremeyenlere<br />
l Süresi içinde sermaye artırımında bulunmayanlara ve<br />
l Tarh edilen vergileri vadesinde ödemeyenlere bu koşulları yerine getirmeleri için ek süre veriliyor.</p>
<p>36 AYA KADAR TAKSİT İMKANI<br />
Torba Yasa kapsamında ortaya çıkacak vergilerin (özel ödeme süresi belirlenenler dışında) peşin veya taksitle ödenmesi mümkün olabilecek. Taksitle ödemeyi tercih edenlere ikişer aylık dönemler halinde 18 eşit taksitte ödenmek suretiyle 36 aya kadar vade tanınıyor. Peşin ödemlerde ödenecek tutarda bir artırım yapılmayacak. Taksitle ödemelerde ise ödenmesi gereken tutar, taksit sayısına bağlı olarak belli bir katsayıyla artırılacak.</p>
<p>Buna göre, belirlenen tutarlar;<br />
l 6 taksitte 12 ayda yapılacak ödemeler için 1,05<br />
l 9 taksitte 18 ayda yapılacak ödemeler için 1,07<br />
l 12 taksitte 24 ayda yapılacak ödemeler için 1,10<br />
l 18 taksitte 36 ayda yapılacak ödemeler için 1,15 katsayısı ile çarpılıp, bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle, ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı hesaplanacak.<br />
Taksitlerin kredi kartıyla ödenmesi söz konusu olabilecek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/stok-affi-nasil-uygulanacak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emeklilik sonrası çalışan avukat ve noterlerden destekleme primi kesilir</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/emeklilik-sonrasi-calisan-avukat-ve-noterlerden-destekleme-primi-kesilir</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/emeklilik-sonrasi-calisan-avukat-ve-noterlerden-destekleme-primi-kesilir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 19:46:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3449</guid>
		<description><![CDATA[Emeklilik sonrası çalışan avukat ve noterlerden destekleme primi kesilir 5510 sayılı Kanunun geçici 6. maddesinin beşinci fıkrasında, kanunun yürürlük tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanunun mülga 86. maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından topluluk sigortasına devam edenlerin, bu kanunun 4. maddesi kapsamında durumlarının değerlendirilerek, durumlarına uyan bent kapsamında sigortalı sayılacakları öngörüldüğünden, avukat ve noterler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Emeklilik sonrası çalışan avukat ve noterlerden destekleme primi kesilir<br />
5510 sayılı Kanunun geçici 6. maddesinin beşinci fıkrasında, kanunun yürürlük tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanunun mülga 86. maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından topluluk sigortasına devam edenlerin, bu kanunun 4. maddesi kapsamında durumlarının değerlendirilerek, durumlarına uyan bent kapsamında sigortalı sayılacakları öngörüldüğünden, avukat ve noterler serbest çalışmaları halinde vergi mükellefi olacaklarından, 5510 sayılı Kanuna göre 4(b) kapsamında sigortalı sayılmaktadırlar.<br />
Buna göre; kanunun yürürlük tarihinden önce Kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya devam etmeleri nedeniyle 506 sayılı Kanunun mülga 63. maddesi gereğince aylıklarından % 15 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilen avukat ve noterlerin aylıklarından 2008 yılı Ekim ayı başından başlamak üzere 2008 yılı için % 12, takip eden her yılın Ocak ayında bir puan artırılarak % 15’i geçmeyecek şekilde sosyal güvenlik destek primi kesilecektir.</p>
<p>NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM?<br />
> İsmail Kapaklıkaya / ESKİŞEHİR</p>
<p>02.01.1963 doğumluyum. Sigorta başlangıcım 01.03.1986. Bu güne kadar (çalıştığım iş yerleri ve topluluk sigortası dahil olmak üzere 7516 günüm var.1989-1990 yıllarında 12 ay yedek subay hizmetim mevcuttur. Acaba ne zaman emekli olabilirim?</p>
<p>CEVAP: 01.03.1986 tarihli sigorta girişiniz ve 7516 gününüz var. Verdiğiniz bilgilere göre Yedek Subaylıktan dolayı Emekli Sandığında bir yıl hizmetiniz ve 3 ay Fiili Hizmet Zammınız olmak üzere toplam 450 gününüz var. Fiili hizmet zammı girişinizi 3 ay geri çekiyor ve 01.12.1985 oluyor.<br />
Buna göre; 25 yıl, 49 yaş ve 5300 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. 49 yaşınızın dolduğu 02.01.2012 tarihinde sigortadan emekli olursunuz. 5510 sayılı Kanuna göre1 Ekim 2008 tarihi itibariyle Bağ-Kur’lu sayılıyorsunuz. Bağ-Kur’a en fazla 28.02.2012 tarihine kadar prim ödeyebilirsiniz. Daha fazla öderseniz 9000 günle Bağ-Kur’dan emekli olmak zorunda kalırsınız.</p>
<p>> İbrahim Yılmaz / İSTANBUL</p>
<p>12.04.1963 doğumluyum. Diğer bilgilerimi ekte gönderiyorum. Acaba ne zaman emekli olabilirm?</p>
<p>CEVAP: 01.11.1985 tarihli sigorta girişiniz ve 8615 gününüz var. Buna göre, 25 yıl, 49 yaş ve 5300 günle emekli olabilirsiniz. 25 yılınız ve gününüz dolmuş. Askerliğiniz giriş tarihinizden önce olduğu için 6 ayını borçlanırsanız, giriş tarihiniz 01.05.1985 olur ve 48 yaşınızın dolduğu 12.04.2011 tarihinde emekli olursunuz.</p>
<p>> Erdem Eren</p>
<p>20.06.1964 doğumluyum. 09.12.1983 tarihinde SSK başlangıcım var. 4750 gün prim ödedim. Askerlik borçlanması yaptığım takdirde ne zaman emekli olabilirim? İlginiz ve yardımlarınız için şimdiden teşekkür ediyorum. </p>
<p>CEVAP: Verdiğiniz bilgilere göre, 25 yıl, 48 yaş ve 5225 günle emekli olabilirsiniz. Askerliğinizi sigorta başlangıç tarihinden sonra yaptığınız için, borçlanmanızın erken emekli olmanıza bir faydası olmaz, sadece gün olarak sayılır.16 ay askerlik borçlanırsanız veya prim öderseniz 48 yaşınızın dolduğu 20.06.2012 tarihinde 5225 günle emekli olursunuz.</p>
<p>TÜRKİYE / L KÖKSAL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/emeklilik-sonrasi-calisan-avukat-ve-noterlerden-destekleme-primi-kesilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SGK FAİZ GELİRİNDEN VAZGEÇİYOR!. YABANCI ÖĞRENCİ SİGORTALI OLACAK</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/sgk-faiz-gelirinden-vazgeciyor-yabanci-ogrenci-sigortali-olacak</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/sgk-faiz-gelirinden-vazgeciyor-yabanci-ogrenci-sigortali-olacak#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 19:44:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3447</guid>
		<description><![CDATA[Kurum, yanlış hesaplama sonucu emekli, yaşlılık, dul ve yetim aylığı ödediği vatandaşlardan parasını %50 faizle geri istiyordu. Yayınlanan yeni yönetmelikle artık vatandaştan gecikme faizi istenmeyecek. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yıllarca şikayet edilen ve vatandaşları mağdur eden yüksek faiz uygulamasından da vazgeçiyor. Kurum, yanlış hesaplama sonucu emekli, yaşlılık, dul ve yetim aylığı ödediği vatandaşlardan parasını yüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurum, yanlış hesaplama sonucu emekli, yaşlılık, dul ve yetim aylığı ödediği vatandaşlardan parasını %50 faizle geri istiyordu. Yayınlanan yeni yönetmelikle artık vatandaştan gecikme faizi istenmeyecek.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yıllarca şikayet edilen ve vatandaşları mağdur eden yüksek faiz uygulamasından da vazgeçiyor. Kurum, yanlış hesaplama sonucu emekli, yaşlılık, dul ve yetim aylığı ödediği vatandaşlardan parasını yüzde 50 faizle geri istiyordu. Kurumun kendi hatasından kaynaklansa dahi ödenen paralar 3 ay içinde ve yüzde 50 faizle vatandaştan geri isteniyordu.</p>
<p>SGK yayınladığı yeni yönetmelikle artık vatandaştan Amme Alacakları Kanunu’na göre gecikme faizi isteyecek. Ayrıca kurumun hatası sonucu ödenen aylıkların geri alınması için vatandaşa verilen süre 3 aydan 24 aya çıkarılıyor. Vatandaşlar, kuruma faizsiz olarak 24 ay eşit taksitlerle geri ödeme yapabilecekler. SGK, aylık bağlamada, vatandaşların gerçeğe uygun olmayan belge ibraz ettiklerinin anlaşılması halinde suç duyurusunda bulunulacak.</p>
<p>YABANCI ÖĞRENCİ SİGORTALI OLACAK</p>
<p>Türkiye’de yükseköğrenim gören yabancıların da sağlık sisteminden faydalanmasının önünü açıyor. Türkiye’de yükseköğrenim için bulunan gençlerin kamunun sunduğu sağlık sisteminden yararlanması için gerekli bir yıl yaşama şartı kaldırılıyor. Yabancı öğrenciler, bundan böyle Türkiye’ye gelir gelmez öğrenimleri sürecince asgari ücretten prim ödemek şartıyla Genel Sağlık Sigortası sisteminden yararlanabilecek. Söz konusu rakam halen 760,5 lira olan brüt asgari ücret üzerinden hesaplandığında 91 lira olarak hesaplanıyor.</p>
<p>Ekotrent</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/sgk-faiz-gelirinden-vazgeciyor-yabanci-ogrenci-sigortali-olacak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kim, ne zaman ve nasıl emekli olacak?</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/kim-ne-zaman-ve-nasil-emekli-olacak</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/kim-ne-zaman-ve-nasil-emekli-olacak#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 18:52:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3445</guid>
		<description><![CDATA[Kim, ne zaman ve nasıl emekli olacak? YENİ sistem, eski sistem, ondan önceki sistem, daha önceki sistem derken, vatandaşın kafası “emeklilik” konusunda iyice karıştı. İşçisi, memuru ve Bağ-Kurlusu, durumunu merak ediyor. Bunların emeklilik durumları, mevcut sisteme ve 1 Ocak 2007de yürürlüğe girecek yeni sisteme göre, aşağıdaki gibi olacak. MEVCUT SİSTEME GÖRE MEMUR a) 8 Eylül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kim, ne zaman ve nasıl emekli olacak?<br />
YENİ sistem, eski sistem, ondan önceki sistem, daha önceki sistem derken, vatandaşın kafası “emeklilik” konusunda iyice karıştı. İşçisi, memuru ve Bağ-Kurlusu, durumunu merak ediyor. Bunların emeklilik durumları, mevcut sisteme ve 1 Ocak 2007de yürürlüğe girecek yeni sisteme göre, aşağıdaki gibi olacak. </p>
<p>MEVCUT SİSTEME GÖRE MEMUR </p>
<p>a) 8 Eylül 1999 Öncesinde İşe Başlayanlar </p>
<p>Kadın 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödeyerek emekli olabiliyor. </p>
<p>Yalnız, 23 Mayıs 2002 itibariyle, emekliliğine 2 yıl ve daha az kalanlar; erkek ise 44, kadın ise 40 yaşında emekliliğe hak kazanıyor. Bu süre, emekliliğine 3 yıl kalanlar için erkeklerde 45, kadınlarda 41 oluyor. Süre 4 yıl, 5 yıl diye arttıkça yaş da 46-42, 47-43… diye yükseliyor. </p>
<p>b) 8 Eylül 1999 ve Sonrası İşe Başlayanlar </p>
<p>8 Eylül 1999 ile 31 Aralık 2006 tarihleri arasında işe başlayan memurlar da emeklilik için; kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş ve 25 tam yıl prim ödenmesi koşulu aranıyor. </p>
<p>MEVCUT SİSTEME GÖRE SSKLILAR </p>
<p>a) 8 Eylül 1999 Öncesinde SSKlı Olanlar </p>
<p>Kademeli emeklilik uygulamasına göre; </p>
<p>Kadınlar; 20 yıllık sigortalı süresini doldurmak koşuluyla, sigorta başlangıç tarihlerine göre, 5 bin ile 5 bin 975 gün arasında prim ödeyerek, 40-56 yaş arasında; </p>
<p>Erkekler; 25 yıllık sigortalı süresini doldurmak koşuluyla, sigorta başlangıç tarihlerine göre, 5 bin ile 5 bin 975 gün arasında prim ödeyerek, 44-58 yaş arasında, </p>
<p>SSKdan emekli olabilecekler. </p>
<p>b) 8 Eylül 1999 ve Sonrası SSKlı Olanlar </p>
<p>8 Eylül 1999 ile 31 Aralık 2006 arasında SSKlı olan kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurduklarında, 7 bin gün prim ödemiş olmak koşuluyla emekli olabilecekler. </p>
<p>MEVCUT SİSTEME GÖRE BAĞ-KURLULAR </p>
<p>a) 8 Eylül 1999 Öncesinde Bağ-Kurlu Olanlar </p>
<p>Kademeli emeklilik hükümlerine göre, kadınlar 20 tam yıl (7 bin 200 gün), prim ödeme koşulunu sağlayacakları tarihe göre 40-55 yaş arasında; erkekler ise 25 tam yıl (9 bin gün) prim ödemiş olma koşulunu sağlayacakları tarihe göre 44-58 yaş arasında, emekli olabilecekler. </p>
<p>b) 8 Eylül 1999 ve Sonrası Bağ-Kurlu Olanlar </p>
<p>8 Eylül 1999 ile 31 Aralık 2006 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olan kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş ve 25 tam yıl (9 bin gün) prim ödemiş olmak koşulu aranıyor. </p>
<p>YENİ SİSTEME GÖRE EMEKLİLİK </p>
<p>1 Ocak 2007den İtibaren Sigortalı Olanlar: </p>
<p>Yeni sistemde, tek çatı altında toplanan bir sosyal güvenlik uygulaması olacak. 1 Ocak 2007den önce memur, SSKlı ve Bağ-Kurlu olanlar, yukarıdaki durumlarına göre emekli olacaklar. </p>
<p>Yeni sisteme göre emeklilik için, kadınlarda 58, erkeklerde ise 60 yaşını doldurmaları ve en az 9 bin gün prim ödemiş olma koşulu aranacak. Şu anda kadınlarda 58, erkeklerde 60 olarak uygulanan emeklilik yaşı, ilk kez 1 Ocak 2007den itibaren sigortalı olanlar da 2036ya kadar değişmeyecek. 2036dan itibaren emekli olacaklarda, kademeli olarak her iki yılda bir yaş artırılarak 2048de kadın ve erkek için 65 yaşta eşitlenecek. </p>
<p>9 bin prim ödeme günü, ilk kez 1 Ocak 2007den itibaren sigortalı olacaklarda aranacak. Şu anda, prim ödeme gün sayısı, Emekli Sandığı ve Bağ-Kurda 9 bin gün olmasına karşın, SSKda 7 bin gün olarak uygulanıyor. SSKlılar için 9 bin güne, 20 yılda kademeli olarak geçilecek. 9 bin günlük prim ödeme gün sayısı, ilk kez 2007de sigortalı olacaklar için 7 bin 100 gün olacak. 2008den itibaren buna her yıl 100 gün eklenecek. 20 yıl sonra 9 bin güne ulaşarak, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı ile eşitlenecek. </p>
<p>Erken yaşlanana erken emeklilik de olacak </p>
<p>İLK kez 31 Aralık 2006dan sonra sigortalı olacak kadınlar 61, erkekler ise 63 yaşını doldurmak ve en az 5 bin 400 gün prim ödemiş olmak koşuluyla da yaşlılık aylığından yararlanabilecekler. Ancak 61 ve 63 yaşları, 2036dan itibaren emekli olacaklarda, kademeli olarak her iki yılda bir yaş artırılacak. 2048den itibaren ise kısmi yaşlılık aylığı için kadın ve erkekde 68 yaşını doldurmuş olma koşulu aranacak. </p>
<p>50 yaşını dolduran ve erken yaşlandığı tespit edilenlere, yaş dışındaki diğer koşulları sağlamaları halinde yaşlılık aylığı bağlanacak. </p>
<p>Emekliliğe hak kazanan çalışmaya devam etse de yasadan etkilenmez </p>
<p>HÜRRİYET okurları, gönderdikleri mail ve fakslarda, en çok “Bu yıl emekli olmayı tavsiye eder misiniz?” diye soruyorlar. Yeni yasa nedeniyle, çok kişi telaşa kapılmış durumda. </p>
<p>Bir yere gidiyoruz, yanımıza yaklaşıp “Yeni yasanın yürürlüğe gireceği 2007 yılından önce, emekli olmamızda fayda var mı?” diye soruyorlar. Üniversitede, öğrencilerin en çok sorduğu soru “Hocam, evdekiler şu soruyu size sormamızı istediler; 2006da emekli olsunlar mı yoksa çalışmaya devam mı etsinler?” </p>
<p>Özetle, herkes bu sorunun yanıtını arıyor. Yeni yasa ile birlikte işçi, memur, esnaf, sanatkar ve daha birçok kişi emeklilik yaşının uzayacağı ve gelecek yıllarda, emekli aylığının düşeceği endişesi içinde… </p>
<p>Emekli olmaya hak kazanmış olanların, 2007 yılından önce, emekli olma telaşına düşmelerine gerek yok. Çünkü, emekliliğe hak kazananlar yasadan olumsuz etkilenmeyecekler. </p>
<p>Yeni yasa yürürlüğe girmeden yani 1 Ocak 2007 tarihinden önce TC Emekli Sandığı, SSK ya da Bağ-Kur sigortalısı olup, emekliliğe hak kazananların, prim ödeme gün sayıları ve emekliye ayrılma yaşı değişmeyecek. </p>
<p>Yeni yasa, geç emekliliğe teşvik ediyor. Emekliliğe hak kazanmış olanların, yasa yürürlüğe girdikten sonra çalışmaya devam etmeleri durumunda, eskisine oranla, daha yüksek aylık almaları sözkonusu. </p>
<p>Okurlarımızdan, “Emekliliğe hak kazandım. 2007de çalışmaya devam edeceğim. Bu durumda, örneğin 2010da emekli olduğumda, emekli aylığımın 4 yıllık bölümü yeni sisteme göre mi hesaplanacak?” sorusu gelmişti. </p>
<p>Bu okurumuzun emekli aylığınının 1 Ocak 2007den önceki çalışma süresine ait kısmı yine mevcut yasa hükümlerine göre hesaplanacak. Hizmet sürenin 1 Ocak 2007den sonraki kısmına ait aylık ise yeni yasa hükümlerine göre hesaplanacak. Emekli aylığı, 1 Ocak 2007 öncesi ve sonrasına ait hizmet süreleri dikkate alınarak hesaplanacak kısmi aylıkların toplamından oluşacak. </p>
<p>Yazar: Şükrü Kılılot<br />
Kaynak: Hürriyet </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/kim-ne-zaman-ve-nasil-emekli-olacak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SSK PRİM ORANLARI</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/ssk-prim-oranlari</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/ssk-prim-oranlari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 18:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=1552</guid>
		<description><![CDATA[Sigortaya tabi olan işveren ve işçilerden SSK primleri belirli oranlarda kesilir. Sosyal Sigortalar Kanunumuzda: Prim Alınması: madde.72- İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, mâlüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere, Kurumca bu kanun hükümlerine göre prim alınır. Prim Oranları: madde.73 A) Tarifesine göre tespit edilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sigortaya tabi olan işveren ve işçilerden SSK primleri belirli oranlarda kesilir. Sosyal Sigortalar Kanunumuzda:</p>
<p>Prim Alınması:</p>
<p>madde.72-</p>
<p>İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, mâlüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere, Kurumca bu kanun hükümlerine göre prim alınır.</p>
<p>Prim Oranları:</p>
<p>madde.73</p>
<p>A) Tarifesine göre tespit edilecek iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortası priminin tamamı işverenler tarafından verilir. Bu primin nispeti % 1.5 ten az, % 7 den fazla olamaz.</p>
<p>B)</p>
<p>a)Hastalık sigortası primi, sigortalının kazancının % 11′idir. Bunun %5′i sigortalı hissesi, % 6’sı da işveren hissesidir.</p>
<p>3 üncü maddenin (II/B) fıkrasında belirtilen çıraklar için ise kazancının % 4 üdür. Bunun % 2’si sigortalı hissesi, % 2’si işveren hissesidir.</p>
<p>b)Mülga</p>
<p>C) Analık sigortası primi, sigortalının kazancının % 1′idir. Bu primin tamamı işverenler tarafından verilir.</p>
<p>D) Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi, sigortalının kazancının % 20’sidir. Bunun % 9′u sigortalı hissesi, % 11′i de işveren hissesidir.</p>
<p>Ancak, maden işyerlerinin yeraltı işlerinde çalışanlar için malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi, sigortalının kazancının % 22’sidir. Bunun % 9′u sigortalı hissesi, % 13′ü işveren hissesidir.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/ssk-prim-oranlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşsizlik Sigortası Rehberi</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/issizlik-sigortasi-rehberi</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/issizlik-sigortasi-rehberi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 18:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3404</guid>
		<description><![CDATA[İşsizlik Sigortası Rehberi İŞSİZLİK SİGORTASI NEDİR? İşsizlik sigortası; bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenlere, uğradıkları gelir kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak kendilerinin ve aile fertlerinin zor duruma düşmelerini önleyen, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, Devlet tarafından kurulan zorunlu bir sigorta koludur. İŞSİZLİK SİGORTASININ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşsizlik Sigortası Rehberi<br />
İŞSİZLİK SİGORTASI NEDİR?<br />
  İşsizlik sigortası; bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenlere, uğradıkları gelir kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak kendilerinin ve aile fertlerinin zor duruma düşmelerini önleyen, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, Devlet tarafından kurulan zorunlu bir sigorta koludur.<br />
İŞSİZLİK SİGORTASININ POTANSİYEL FAYDALARI NELERDİR?<br />
     İşsizlik sigortası, ekonomik büyümenin yanı sıra sosyal gelişmenin sağlanması ve gelirin toplumda adil ve dengeli bir biçimde paylaştırılmasını amaçladığı için sosyal devlet olma ilkesinin bir gereğidir.Ülkeler, işsizliğin sonuçlarını giderici, geçici gelir kayıplarını tazmin edici politikalar uygulamak zorundadırlar. Bu politikaların temel araçlarından birisi de işsizlik sigortasıdır. İşsizlik sigortası aşağıdaki potansiyel faydaları sağlayabilmektedir.<br />
1-     İşsiz kalınan süre içinde; sigortalı işsizlerin gelir kaybı bir ölçüde işsizlik ödeneği ile karşılandığından, sigortalı işsizler niteliklerine daha uygun işler arayacaklardır. Bu işgücü verimliliğini olumlu yönde etkileyecektir. Ayrıca, işsizlerde ve aile fertlerinde gelir kaybı nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklar bir ölçüde önlenecektir.<br />
 2-     İşsizlik sigortası sağladığı gelir güvencesiyle, işsizlerin alım güçlerini belli ölçüde koruduğundan toplam talep üzerinde olumlu etki yapacaktır.<br />
 3-     İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için sigortalı çalışanlar ahlak ve iyi niyet kurallarına daha fazla sadakat göstermek zorunda kalacaklarından verimlilik artacak ve işgücü devri azalacaktır.<br />
 4-     İşsizlik sigortası kapsamında verilecek olan eğitimler ile sigortalı işsizlerin nitelikleri artırılacaktır.<br />
 5-     Kayıt dışı istihdamın kayda alınmasında etkili olacaktır.<br />
 6-     İşgücü piyasasına yönelik (iş-çalışan-işyeri) veri tabanı oluşturulmasına olanak sağlayıp, doğru kişinin doğru işe yerleştirilmesi sağlanacak ve böylelikle verimlilik ve çalışanların mutluluğu artacaktır.<br />
 7-     Kaynakların, üretken alanlarda, istihdam artışı sağlayan ve bölgelerarası dengesizliği giderici yatırımlara yönlendirilmesinde İşsizlik Sigortası Fonu da katkı sağlayacaktır.<br />
KİMLER İŞSİZLİK SİGORTASI KAPSAMINDADIR?<br />
      İşsizlik sigortası aşağıda sayılan çalışma gruplarını kapsamaktadır.<br />
      506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2 nci maddesine göre bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan sigortalılar,<br />
      506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamına girip de memur ve sözleşmeli statüde olmayanlar,<br />
      Mütekabiliyet esasına dayalı olarak yapılan anlaşmalara göre Türkiye’de sigortalı olarak çalışan yabancılar,<br />
      4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanun’a göre çalıştırılan koruma bekçileri,<br />
      Ücretli ve sürekli olarak ev hizmetlerinde çalışanlar,<br />
      Kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle çalışanlar,<br />
      Özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak çalışanlar,<br />
    Tarım sanatlarına ait işlerde çalışanlar,<br />
      Tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde çalışanlar,<br />
     Tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe, fidanlık vb. işlerinde çalışanlar,<br />
KİMLER İŞSİZLİK SİGORTASI KAPSAMI DIŞINDADIR?<br />
      506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun, 3 üncü maddesinde belirtilen sigortalı sayılmayanlar,<br />
-Tarım işlerinde çalışanlar (Kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle, özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak, tarım sanatlarına ait işlerde, tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde, tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe, fidanlık vb. işlerinde çalışanlar hariç)<br />
-İşverenin ücretsiz çalışan eşi,<br />
-Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü dereceye kadar (üçüncü  derece  dahil) olan hısımlar arasında ve aralarında dışarıdan başka kimse katılmayarak konut içinde yapılan işlerde çalışanlar,<br />
-Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)<br />
-Askerlik hizmetlerini yapmakta olanlar,<br />
-Ülkelerinde sigortalı olan yabancılar,<br />
-Meslek okullarında pratik eğitim yapan öğrenciler,<br />
-Cezaevlerindeki atölyelerde çalışan mahkumlar,<br />
-Rehabilitasyon tedbirlerine katılan hastalar,<br />
-Herhangi bir işverene bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanlar,<br />
-Köy sınırları içersinde kendi ihtiyaçları için yapılan inşaat işlerinde çalışanlar,<br />
      Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alıp da sosyal güvenlik destek primi ödeyerek ya da ödemeksizin çalışanlar,<br />
     506 sayılı Kanunun 85 inci maddesine göre isteğe bağlı sigortalılar,<br />
     506 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre topluluk sigortasına tabi sigortalılar,<br />
     506 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur statüsünde çalışanlar,<br />
    506 sayılı Kanunun Ek-10 uncu maddesine göre, bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları, müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar, düşünür ve yazarlar,<br />
      506 sayılı Kanunun Ek-13 üncü maddesine göre, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda belirtilen genel kadınlar,<br />
     2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun 2 nci maddesinde belirtilen isteğe bağlı sigortalılar,<br />
      657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
     926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununa göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      233 ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlere göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar,<br />
      657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel statüsünde çalıştırılanlar,<br />
      5590 sayılı “Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları, Türkiye Ticaret Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği” Kanunu kapsamında çalışan sözleşmeli ve geçici personel ile hizmetliler.<br />
KİMLER, İŞSİZLİK SİGORTASINA PRİM ÖDEYECEKTİR?<br />
DEVLET SİSTEME KATKIDA BULUNACAK MIDIR?<br />
      İşsizlik sigortası zorunlu olup, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 77 nci ve 78 inci maddelerinde belirtilen prime esas aylık brüt kazançlar üzerinden; Sigortalı  % 2, Devlet %2, İşveren % 3 oranında prim ödemekteydi. Ancak 2004 Mali Yılı Bütçe Kanunuyla bu oranlar düşürülmüş olup 2004 yılı için aylık brüt kazançlar üzerinden;<br />
      Sigortalı   % 1,<br />
      İşveren      % 2,<br />
      Devlet       %1<br />
oranında prim ödeyecektir.<br />
Bir başka deyişle, işsizlik sigortası prim ödemelerinde; sadece işçi ve işveren değil, Devlet de bu sisteme her bir sigortalı için katkıda bulunacaktır. Ayrıca, İşsizlik Sigortası Fonu’nun olası açıkları da Devlet tarafından karşılanacaktır.<br />
PRİMLER FON’A HANGİ SÜRELER İÇİNDE  AKTARILACAKTIR?<br />
   Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), bir ay içinde tahsil ettiği prim, gecikme zammı, faiz ve cezaları, ayrı ayrı göstermek suretiyle tahsil edildiği ayı izleyen ayın 15’ine kadar İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarılmaktadır.<br />
  Devlet payı ise, Türkiye İş Kurumunca (İŞKUR), her ay SSK tarafından Fon’a aktarılan miktarın beşte ikisi  oranında talep edilmekteyken, 2004 Mali Yılı Bütçe Kanunuyla işsizlik prim oranları 1’er puan düşürülmüş olduğundan 2004 yılı için üçte biri  oranında hesaplanarak Hazine Müsteşarlığından talep edilmektedir.<br />
 Talep edilen meblağ, Hazine Müsteşarlığı tarafından talep tarihini izleyen 15 gün içinde Fon’a aktarılmaktadır.<br />
İŞSİZLİK SİGORTASINA ÖDENEN PRİMLERİN İADESİ MÜMKÜN MÜDÜR?<br />
İşçinin sigortalılık durumunun herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda; o ana kadar, işçiden ve işverenden kesilmiş bulunan işsizlik sigortası primleri ile Devlet katkı payı iade edilmeyecektir. Bu durum, sigortacılık ilkelerinin bir gereğidir.<br />
 SİGORTALI İŞSİZLERE HANGİ HİZMETLER SUNULACAKTIR?<br />
     İşsizlik ödeneğine hak kazanan sigortalı işsizlere aşağıda belirtilen hizmetler sunulacaktır;<br />
   İşsizlik ödeneği ödenecektir. Bu ödenek, sigortalı işsizin çalışmış olduğu süre ile doğrudan ilişkilidir. Sigortalı işsizler prim ödeme sürelerine göre; en az 180, en fazla 300 gün süre ile işsizlik ödeneği alabileceklerdir.<br />
      İşsizlerin ödenek aldıkları süre içinde; hastalık ve analık sigortası primleri, Sosyal Sigortalar   Kurumu’na ve ilgili sandıklara yatırılacaktır. Dolayısıyla; sigortalı işsizler ve geçindirmekle yükümlü oldukları aile fertleri, hastalanmaları halinde sağlık hizmetlerinden yararlanacaklardır.<br />
      İşsizlik ödeneği alan sigortalı işsizlere, işgücü piyasası ve mesleki eğitim alanında danışmanlık hizmeti verilecektir.<br />
      Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilecektir.<br />
  İşsizlik ödeneği alan sigortalı işsizlere, yeni bir iş bulmalarında yardımcı olunacaktır.<br />
AHLAK VE İYİ NİYET KURALLARINA UYMAYAN HALLERİ NEDENİYLE HİZMET AKİTLERİ FESHEDİLENLER, İŞSİZLİK ÖDENEĞİ ALABİLECEKLER MİDİR?<br />
      İşyerinde üretimin ve verimliliğin olumsuz etkilenmemesi ve işçinin çalışırken gerekli hassasiyeti  göstermesi için, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle işini kaybetmesi hali işsizlik ödeneği ödenecek haller arasında sayılmamıştır.<br />
 4857 sayılı İş Kanununun 25/II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:<br />
1.      İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.<br />
2.      İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.<br />
3.      İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.<br />
4.      İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi.<br />
5.      İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.<br />
6.      İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.<br />
7.      İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.<br />
8.      İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.<br />
9.      İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.<br />
   Diğer taraftan, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı dolayısıyla işçinin hizmet akdini feshetmesi halinde ise, işçiye işsizlik ödeneği alma hakkı verilmektedir. </p>
<p>4857 sayılı İş Kanununun 24/II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:<br />
1.      İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.<br />
2.       İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.<br />
3.      İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.<br />
4.      İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.<br />
5.      İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,<br />
6.       Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.<br />
 HANGİ DURUMLARDA İŞSİZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANILIR?<br />
 Hizmet akdinin feshinden önceki 120 günü sürekli olmak üzere, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile prim ödemiş olup da kendi istek ve kusurları dışında işsiz kalanlardan;<br />
      Hizmet akitleri, ihbar önellerine uygun olarak işveren tarafından feshedilenler,<br />
      Hizmet akitleri, sağlık sebepleri, işverenin kanunda belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışları ve işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler nedeniyle bizzat kendileri tarafından feshedilen sigortalı işçiler,<br />
      Sağlık sebepleri veya işyerinde işçiyi bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan bir zorlayıcı sebebin ortaya çıkması halinde işveren tarafından hizmet akdi feshedilenler,<br />
      Belirli süreli hizmet akdi ile çalışmakta olup da sürenin bitiminde işsiz kalanlar,<br />
      İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedenleriyle işten çıkarılmış olanlar,<br />
      Özelleştirme nedeniyle hizmet akdi sona erenler,<br />
 işsizlik ödeneğine hak kazanırlar.<br />
     İşsizlik ödeneğine hak kazananların, bu ödenekten faydalanmak üzere İşten Ayrılma Bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde, İŞKUR’un en yakın ünitesine başvurmaları gerekmektedir.<br />
İŞVEREN, İŞTEN AYRILMA BİLDİRGESİNİ HANGİ SÜRE İÇİNDE, NEREYE VERECEKTİR?<br />
    İşveren, hizmet akdinin Kanunda öngörülen hallerden birisine dayalı olarak feshedilmesi durumunda, hizmet akdinin fesih tarihini takip eden günden başlayarak 15 gün içinde üç nüsha İşten Ayrılma Bildirgesini düzenleyerek, bir nüshasını Türkiye İş Kurumuna göndermek, bir nüshasını hizmet akdi feshedilene vermek ve bir nüshasını da işyerinde saklamakla yükümlüdür.<br />
HANGİ HALLERDE İŞSİZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR?<br />
     Aşağıda belirtilen koşullarda, işsizlik ödeneğine hak kazanılamaz;<br />
      Son 120 günü sürekli olmak üzere, işsiz kalmadan önceki son üç yıl içinde 600 gün süre ile prim ödememiş olanlar,<br />
      Hizmet akitlerini kendi istek ve iradeleri ile feshedenler,<br />
      Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alanlar,<br />
      Hizmet akitleri grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler nedeniyle askıya alınmış olanlar,<br />
      Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri nedeniyle hizmet akitleri işverenler tarafından feshedilmiş bulunanlar.<br />
İŞSİZLİK ÖDENEĞİ NE ŞEKİLDE HESAPLANACAK VE NASIL ÖDENECEKTİR?<br />
     Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak bulunacak günlük ortalama net kazancının yüzde ellisi olarak hesaplanmaktadır.<br />
      Bu şekilde günlük olarak hesaplanan işsizlik ödeneği aylık olarak, her ayın sonunda ödenmektedir.<br />
      Kanun gereğince, işsizlik ödeneği miktarının asgari ücretin netini geçmesi mümkün değildir.<br />
     İşsizlik ödeneği, aylık olarak işsiz adına açılacak banka hesabına havale edilmektedir.<br />
NE KADAR SÜRE İLE İŞSİZLİK ÖDENEĞİ ÖDENECEKTİR?<br />
     İşsizlik ödeneği alabilmek için dört temel koşul öngörülmüştür.<br />
 1-    Hizmet akdinin sona erdiği tarihten önceki son 3 yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak prim ödenmiş olması,<br />
 2-    İş akdinin feshedildiği tarihten geriye doğru sürekli 120 gün prim ödenmiş olması,<br />
 3-    Hizmet akdinin, İşsizlik Sigortası Kanununun 51’inci maddesinde sayılan hallerden birisine dayalı olarak sona ermiş olması,<br />
 4- Sigortalı işsizin, İşten Ayrılma Bildirgesini işten ayrıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde İŞKUR’un ilgili ünitesine doğrudan başvurarak vermesi.<br />
Yukarıda öngörülen şartları taşıyanlardan;<br />
      600 gün prim ödemiş olanlara  180 gün,<br />
      900 gün prim ödemiş olanlara  240 gün,<br />
      1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlara 300 gün,<br />
süre ile işsizlik ödeneği ödenecektir.<br />
      Sigortalı işsizler, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe girer ve işsizlik ödeneğinden yararlanmak için Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeden yeniden işsiz kalırlarsa, daha önce hak ettikleri sürelerini dolduruncaya kadar bu haktan yararlanmaya devam edeceklerdir.<br />
      İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için Kanunun öngördüğü şartları yerine getirmek suretiyle yeniden işsiz kalırlarsa, sadece bu yeni hak sahipliğinden doğan süre kadar işsizlik ödeneği alacaklardır.<br />
İŞSİZLİK ÖDENEĞİ HANGİ HALLERDE KESİLECEKTİR?<br />
İşsizlik ödeneği;<br />
      Kurum tarafından mesleklerine uygun ve son çalıştıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın ve ikamet edilen yerin belediye mücavir alanı sınırları içinde teklif edilen bir işin haklı bir neden olmaksızın reddedilmesi,<br />
      İşsizlik ödeneği alırken gelir getirici bir işte çalışıldığının tespit edilmesi, hallerinde kesilir ve kalan işsizlik ödeneği hak sahipliği kaybedilir.<br />
        Haklı bir neden olmadan, Kurum tarafından önerilen bir meslek eğitim tedbirine iştirak edilmemesi veya tedbirin yarıda bırakılması ya da Kurumun çağrılarına zamanında icabet edilmemesi hallerinde işsizlik ödeneği kesilir. Ancak, bu hallerin sona ermesi durumunda, ödemelere yeniden başlanır. Şu kadar ki, bu suretle yapılacak ödemenin süresi başlangıçta belirlenmiş olan toplam hak sahipliği süresinin sona erdiği tarihi geçemez.<br />
       Muvazzaf askerlik dışında herhangi bir nedenle silah altına alınanlarla hastalık ve analık nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği almaya hak kazananların ödenekleri bu durumlarının devamı süresince durdurulur.<br />
İŞSİZLİK ÖDENEĞİNDEN HERHANGİ BİR KESİNTİ YAPILACAK MIDIR?<br />
    İşsizlik ödeneği, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacak, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemeyecektir.<br />
 YERSİZ YAPILDIĞI ANLAŞILAN ÖDEMELER İŞSİZLERDEN GERİ ALINACAK MIDIR?<br />
     Sigortalı işsizin kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte tahsil edilecektir.<br />
 İSTİRAHATLİ KILINAN SİGORTALILARA BU SÜRE İÇİNDE İŞSİZLİK ÖDENEĞİ ÖDENECEK MİDİR?<br />
     İşsizlik ödeneği alırken hastalanan ve istirahatlı kılınan sigortalının işsizlik ödeneği kesilecektir. Bu durum, işsizlik ödeneği alırken işsizin her an iş almaya hazır olması gerekliliğinin doğal bir sonucudur.<br />
GEÇİCİ İŞGÖREMEZLİK ÖDENEĞİ ÖDENİRKEN HERHANGİ BİR ŞEKİLDE PRİM YATIRILACAK MIDIR?<br />
     İşsizlik ödeneği alırken geçici iş göremezlik ödeneği alan sigortalı işsiz için hastalık ve analık sigortası primleri ödenmeyecektir.<br />
 İŞSİZLİK ÖDENEĞİ ÖDENİRKEN GEÇEN SÜRE HİZMETTEN SAYILACAK MIDIR?<br />
     İşsizlik ödeneği ödenirken geçen süre, söz konusu dönemde ilgililer adına sadece hastalık ve analık sigortası primleri yatırıldığı için, emeklilik yönünden hizmetten sayılmayacaktır.<br />
 AYNI ANDA HEM İŞ KAYBI TAZMİNATINDAN HEM DE İŞSİZLİK ÖDENEĞİNDEN<br />
YARARLANMAK MÜMKÜN MÜDÜR?<br />
      İş kaybı tazminatı ile işsizlik ödeneğini birlikte almaya hak kazananlara öncelikle iş kaybı tazminatı ödenecektir.<br />
      İş kaybı tazminatı almak üzere yapılan başvurular aynı zamanda işsizlik ödeneği talep başvurusu yerine de geçecektir.<br />
      İş kaybı tazminatı ödeme süresi bittiği halde bir işe yerleştirilemeyenlere, iş kaybı tazminatı alınan süreler mahsup edilmek şartıyla kalan süre için işsizlik ödeneği ödenecektir.<br />
             İŞSİZLİK SİGORTASI İLE İLGİLİ İŞLEMLERE KARŞI İTİRAZLAR NERELERE YAPILACAKTIR?<br />
       İşsizlik sigortasının uygulanmasına ilişkin olarak primlerin ve cezaların toplanması ve İşsizlik Sigortası Fonuna aktarılmasından SSK; diğer her türlü işlemlerin yapılmasından da Türkiye İş Kurumu yetkili, görevli ve sorumlu tutulmuşlardır.<br />
       SSK’na verilen görevlerle ilgili itirazlar bu kuruma yapılacak ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili madde hükümlerine göre sonuçlandırılacaktır.<br />
       Türkiye İş Kurumu tarafından yürütülen işlemlere karşı itirazlarda bu Kuruma yapılacaktır. Bu itirazların tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yapılması ve yapılan itirazların da Kurum tarafından 30 gün içinde sonuçlandırılması gerekmektedir. Yapılan itirazlar, itiraz konusu işlemlerin uygulanmasını durdurmayacaktır. İtiraz yoluna başvurulmuş olması ilgililerin yargı yoluna başvurma haklarını ortadan kaldırmaz.<br />
 İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA HANGİ İDARİ PARA CEZALARI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR?<br />
       İşsizlik sigortasına ilişkin yükümlülükleri nedeniyle, sigortalıların ücretlerinden indirim veya kesinti yapan işverenlere, her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası öngörülmüştür.<br />
       İşten Ayrılma Bildirgesini Türkiye İş Kurumu’na süresi içinde vermeyen işverenlere her bir fiili için ayrı ayrı olmak üzere asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanacaktır.<br />
CEZALARA KARŞI NASIL İTİRAZ EDİLECEKTİR?<br />
     İdari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Türkiye İş Kurumuna ödenecek veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilecektir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edebileceklerdir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz.<br />
İŞSİZLİK SİGORTASI FONU’NUN GELİRLERİ NELERDİR?<br />
      İşsizlik sigortası primlerinden,<br />
      Bu primlerin değerlendirilmesinden elde edilen kazanç ve iratlardan,<br />
      Fon’un açık vermesi halinde Devletçe sağlanacak katkılardan,<br />
      Bu Kanun gereğince sigortalı ve işverenlerden alınacak ceza, gecikme zammı ve faizlerden,<br />
      Diğer gelir ve kazançlar ile bağışlardan, oluşmaktadır.<br />
İŞSİZLİK SİGORTASI FONU’NUN GİDERLERİ NELERDİR?<br />
   Sigortalı işsizlere verilen ödeneklerden,<br />
   Hastalık ve analık sigortası primlerinden,<br />
   Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi giderlerinden,<br />
         İşsizlik sigortası hizmetlerinin yerine getirilebilmesi  için Yönetim Kurulunun onayı üzerine Kurum tarafından yapılan giderler ile hizmet binası kiralanması, hizmet satın alınması, bilgisayar, bilgisayar yazılım ve donanımı alım giderlerinden,<br />
İŞSİZLİK SİGORTASI FONU’NU KİM YÖNETECEKTİR?<br />
 İşsizlik Sigortası Fonu, Kurum Yönetim Kurulu kararları çerçevesinde Türkiye İş Kurumu tarafından işletilir ve yönetilir.<br />
İŞSİZLİK SİGORTASI FONU’NUN DENETİMİ NASIL YAPILACAKTIR?<br />
       Fon, Sayıştayın vize ve tesciline tabi değildir. Sayıştay tarafından denetlenir.<br />
        Ayrıca, Fon hesapları her üç ayda bir yeminli mali müşavirlere denetlettirilecek ve sonuçları kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.<br />
     İŞKUR ve SSK müfettişleri de kurumlarına verilen görevler dolayısıyla teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahiptirler </p>
<p>ALINTIDIR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/issizlik-sigortasi-rehberi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SSK VE BAĞKUR E M E K L İ L İ K</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/ssk-ve-bagkur-e-m-e-k-l-i-l-i-k</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/ssk-ve-bagkur-e-m-e-k-l-i-l-i-k#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 18:04:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3402</guid>
		<description><![CDATA[E M E K L İ L İ K 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile belirlenen emeklilik halleri 4 ana grupta toplanmaktadır. a) İstekle emeklilik, b) Re&#8217;sen emeklilik, c) Yaş haddinden emeklilik, d) Malülen emeklilik. İSTEKLE EMEKLİLİK Genel olarak 08.09.1999 tarihine kadar Sandığımız iştirakçilerinden kadın ise 20, erkek ise 25 fiili hizmet yılını dolduranlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>E M E K L İ L İ K </p>
<p>       5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile belirlenen emeklilik halleri 4 ana grupta toplanmaktadır. </p>
<p>       a) İstekle emeklilik, </p>
<p>       b) Re&#8217;sen emeklilik, </p>
<p>       c) Yaş haddinden emeklilik, </p>
<p>       d) Malülen emeklilik.  </p>
<p>İSTEKLE EMEKLİLİK </p>
<p>           Genel olarak 08.09.1999 tarihine kadar Sandığımız iştirakçilerinden kadın ise 20, erkek ise 25 fiili hizmet yılını dolduranlar istedikleri tarihte yaş kaydı aranmaksızın emekliliğe hak kazanabilmekte iken “Sosyal Güvenlik Reformu” olarak bilinen ve 5434 sayılı Kanunda bir kısım değişiklikler öngören 4447 sayılı Kanunla; Kanunun yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinden sonra memuriyete başlayan kadınların 58, erkeklerin 60 yaşını ve 25 fiili hizmet sürelerini doldurdukları takdirde bu haktan yararlanabilecekleri, anılan tarihte 20 hizmet yılını doldurmuş kadın iştirakçiler ile 25 hizmet yılını doldurmuş erkek iştirakçilerin yaş kaydı aranmaksızın istedikleri tarihte henüz hizmet süresini (20 veya 25 hizmet süresini) tamamlamamış olanların ise hizmet sürelerine geçiş sürecinde tabi oldukları yaşlarını doldurmaları şartıyla emekliliğe hak kazanacakları hükmü getirilmiştir. </p>
<p>Ancak 4447 sayılı Kanunla 5434 sayılı Sandığımız Kanununa eklenen Geçici 205 inci maddenin bir bölümü (emekli aylığına hak kazanma koşulları için geçiş sürecine ilişkin hükümler) ile Geçici 206 ıncı maddenin Anayasa Mahkemesinin 23.11.2001 tarih ve 24592 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 23.02.2001 tarih ve E.No: 1999-42, K.No: 2001-41 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve söz konusu mahkeme kararının 23.05.2002 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 01.06.2002 tarih ve 24772 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 23.05.2002 tarih ve 4759 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 inci maddesi yeniden düzenlenmiş ve bu düzenleme sonucunda emeklilikte kademeli geçiş süreci aşağıya alındığı şekilde yeniden düzenlenmiştir. </p>
<p>Buna göre 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 inci maddesi;</p>
<p>Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ; (4447 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 08.09.1999 tarihinde) </p>
<p>            Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.</p>
<p>  a )  Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını,<br />
  23.05.2002 tarihinde;<br />
  b ) Emeklilik hizmet sürelerini dolduranlar ile doldurmaya 2 tam yıl veya daha az kalan iştirakçilerden kadın ise 40, erkek ise 44 yaşını,<br />
  c ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 2 tam yıldan fazla, 3 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 41, 2 tam yıldan fazla, 3 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 45 yaşını,<br />
  d ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 3 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 42, 3 yıl 6 aydan fazla, 5 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler 46 yaşını,<br />
  e ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 4 tam yıldan fazla, 5 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 43, 5 yıldan fazla, 6 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 47 yaşını,<br />
  f ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 5 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 44, 6 yıl 6 aydan fazla, 8 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler 48 yaşını,<br />
  g ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 6 tam yıldan fazla, 7 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 45, 8 yıldan fazla, 9 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 49 yaşını,<br />
  h ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 7 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 46, 9 yıl 6 aydan fazla , 11 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler 50 yaşını,<br />
  i ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 8 tam yıldan fazla, 9 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 47, 11 yıldan fazla, 12 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 51 yaşını,<br />
  j ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 9 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 48, 12 yıl 6 aydan fazla, 14 tam yıl ve daha az kalan erkek iştirakçiler 52 yaşını,<br />
  k ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 10 tam yıldan fazla, 11 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 49, 14 yıldan fazla, 15 yıl 6 ay ve daha az kalan erkek iştirakçiler 53 yaşını,<br />
  l ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 11 tam yıldan fazla, 12 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 50, 15 yıl 6 aydan fazla, 17 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler 54 yaşını,<br />
  m ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 12 tam yıldan fazla, 13 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 51, 17 yıldan fazla, 18 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 55 yaşını,<br />
  n ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 13  tam yıldan fazla, 14 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 52, 18 yıl 6 aydan fazla, 20 tam yıl ve daha az kalan erkek iştirakçiler 56 yaşını,<br />
  o ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 14 tam yıldan fazla, 15 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 53, 20 yıldan fazla, 21 yıl 6 ay ve daha az kalan erkek iştirakçiler 57 yaşını,<br />
  p ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 15 tam yıldan fazla, 16 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 54, 21 yıl 6 aydan fazla, 22 tam yıl kalan erkek iştirakçiler 58 yaşını,<br />
  r ) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya, 16 tam yıldan fazla, 17 tam yıl kadın iştirakçiler 55 yaşını, </p>
<p>Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır. </p>
<p>        39 uncu maddenin (e) ve (f) fıkraları kapsamına girenlere 25 fiili hizmet yılını ve yukarıdaki yaşları doldurmaları halinde emekli aylığı bağlanır.</p>
<p>        32 inci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiili hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.</p>
<p>       Şeklini almıştır.  </p>
<p>       Bu durumda, iştirakçilerin istekleri üzerine emekliliğe sevk edilebilmeleri için kadın iştirakçilerin 20, erkek iştirakçilerin 25 fiili hizmet yılını ve 23.05.2002 tarihindeki hizmet sürelerine göre tabi oldukları yaşlarını doldurmaları halinde söz konusu olabilecektir. </p>
<p>       Diğer taraftan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 20-25 fiili hizmet yılını tamamlayıp, geçiş sürecinde belirtilen yaşlarını doldurmadan istifa ederek görevlerinden ayrılanlar, diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmamış olmak şartıyla açıkta iken emeklilik hakkını kazanabilmek için geçerli olan yaşı doldurmaları halinde emekliliklerini de isteyebilmektedirler. Ancak, hizmetini doldurduktan sonra görevlerinden ayrılıp, diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışanlar hakkında ise 2829 sayılı Kanuna göre işlem yapılmaktadır. </p>
<p>      4447 sayılı Kanun ile Sandığımız Kanununa eklenen ve 4759 sayılı Kanunla değişikliğe uğrayan Geçici 206. madde ile de 8.9.1999 tarihinde Sandık iştirakçisi olanlardan 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunan iştirakçilerin 61 yaşını doldurmaları halinde istekleri üzerine veya kurumlarınca yaş haddinden re’sen emekliye ayrıldıklarında fiili hizmet süreleri 10 yılı doldurmuş olmak şartıyla emekli aylığı bağlanmaktadır. </p>
<p>      Ayrıca, sakat olarak göreve ataması yapılan ve bu sakatlıkları sebebiyle en az %40 oranında çalışma güçlerini kaybettikleri Sağlık Kurulu Raporu ile anlaşılanlardan 15 fiili hizmet yılını dolduranların yaş kaydı aranmaksızın istekle emeklilikleri mümkündür.</p>
<p>RE&#8217;SEN EMEKLİLİK </p>
<p>             İlgililerin isteklerine bakılmaksızın kurumlarınca yapılan zorunlu emeklilik işlemidir. 30 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçiler kurumlarınca (tayine yetkili makam tarafından) isteklerine bakılmaksızın, görülen lüzum üzerine emekliye sevk edilebilmektedir.   </p>
<p>              Haklarında yaş haddi hükümleri uygulanarak kurumlarınca re’ sen veya 61 yaşını doldurmaları nedeniyle istekleri üzerine emekli edilenlerden fiili hizmet müddeti 15 yılı doldurmuş bulunanlara, </p>
<p>              Ahlak, yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine kurumlarınca re’ sen emekliye sevk edilenlere, fiili hizmet müddetlerinin 25 yıl ve yaşlarının 61 olması halinde emekli aylığı bağlanmaktadır. Aksi halde ilgililere toptan ödeme yapılmaktadır</p>
<p>YAŞ HADDİNDEN EMEKLİLİK </p>
<p>       İştirakçilerin kanunla belirlenen yaş hadlerini doldurmaları halinde, kurumlarca uygulanması zorunlu, isteğe bakılmaksızın yapılan re&#8217;sen emeklilik işlemidir. </p>
<p>       Yaş haddi genel olarak 61 yaşın doldurulduğu tarihtir. Bu tarihlerden sonra ilgililerin çalıştırılmaları mümkün bulunmamaktadır. Yaş haddi bir kısım personel için 61 yaşın altında tesbit edildiği gibi, 61 yaştan sonra da çalıştırılan istisnai görevler kanunlarımızda mevcuttur.   </p>
<p>NOT : Anayasa Mahkemesince 08.10.2003 tarih ve E.No 2003/67 K.No 2003/88 sayı ile 4919 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanunun 1. maddesi ile değiştirilen 40. maddesinin 1. fıkrasının 65 yaşını doldurmayanlar yönünden yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir. Bu nedenle 65 yaşını dolduran iştirakçilerin yaş haddinden Re&#8217;sen emekliye sevk edilmeleri gerekmektedir.</p>
<p>MALÜLEN EMEKLİLİK </p>
<p>       İştirakçilerin vücutlarında meydana gelen arızalar veya uğradıkları tedavisi imkansız hastalıklar sebebiyle vazifelerini yapamayacak duruma gelmeleri halinde uygulanan emeklilik işlemidir. </p>
<p>       Belirtilen sebeplerle çalışamayacak duruma düşenlere &#8220;malül&#8221; denilmekte olup meydana geliş sebeplerine göre 3 türe ayrılmaktadır. </p>
<p>       a) Adi Malüllük, </p>
<p>       b) Vazife Malüllüğü, </p>
<p>       c) Harp Malüllüğü. </p>
<p>Adi Malüllük : </p>
<p>       Adi malüllükte emekli aylığı bağlanabilmesi için iştirakçilerin en az 10 yıl fiili hizmet müddetinin bulunması gerekmekte olup, aksi takdirde toptan ödeme yapılmaktadır. </p>
<p>       İstisna olarak 5 yıl fiili hizmet müddeti bulunan iştirakçilere, tedavisi, imkansız bir malüliyete uğramaları ve başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez duruma düşmeleri halinde 15 yıl hizmeti bulunan malüller gibi aylık bağlanmaktadır. </p>
<p>Vazife Malüllüğü : </p>
<p>       İştirakçilerin vazife yapamayacak duruma düşmeleri; </p>
<p>       a) İlgililerin vazifelerini yaptıkları sırada ve vazifelerinden doğmuş olursa, </p>
<p>       b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olursa, </p>
<p>       c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa, </p>
<p>       d) Fabrika, atelye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde meydana gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya  çalışma konusunda ileri gelen kazadan doğmuş olursa, </p>
<p>buna &#8220;vazife malüllüğü&#8221; denir. </p>
<p>         Vazife malüllükleri, </p>
<p>       a) Keyif verici içki ve her çeşit madde kullanmaktan, </p>
<p>       b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, </p>
<p>       c) Yasak fiilleri yapmaktan, </p>
<p>       d) İntihara teşebbüsten olursa, </p>
<p>       e) Her ne suretle olursa olsun kendilerine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar vermek maksadından doğmuş olursa, adi malüllük hükümleri uygulanır. </p>
<p>Harp Malüllüğü : </p>
<p>       Vazife malüllerinden bu malüllüklere, </p>
<p>       a)Harpte fiilen ateş altında, </p>
<p>       b)Harpte, harp bölgelerindeki harp harekat ve hizmetleri sırasında, </p>
<p>       c)Harpte veya harbe hazırlık devresinde her çeşit düşman silahlarının etkisi ile, </p>
<p>       d)Askeri harekatı gerektiren iç ve sınır harekatı sırasında, </p>
<p>       e)Barışta ve olağanüstü hallerde, emir veya görev ile uçuş yapan uçucularla, emir ve görevli olarak uçakta bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebebleriyle, emir ve görevle dalış yapan dalgıçlarla, denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan, denizaltıcılığın yada dalgıçlığın çesitli sebep ve tesiri ile uğranılmış ise,  bunlara &#8220;harp malülü&#8221; denir. </p>
<p>EMEKLİ AYLIĞI BAĞLANMASI VE HESAPLANMASI </p>
<p>       Emekli aylığı bağlanması gereken iştirakçilerin, görevlerinden ayrıldıkları tarihte, emekli keseneğine esas aylığı veya ücretleri tutarı ile bu tarihe kadar kazanmış oldukları fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamı üzerinden aylık bağlanmaktadır. </p>
<p>       Emekli, adi malüllük ve vazife malüllüğü aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43.maddesinde yer alan gösterge tablosu ve Personel Kanunlarındaki ek gösterge, taban aylığı ve kıdem aylığı ile özel hizmet tazminatının ek göstergelere göre %40&#8242;ından aşağı olmamak üzere tekabül eden miktarı esas alınır. </p>
<p>       Bu miktar üzerinden her yıl Bütçe Kanununda tesbit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak tutarın fiili ve itibari hizmet toplamı 25 yıl olanlara %75&#8242;i, 25 yıldan az olanlara her tam yıl için %1 eksiği, fazla olanlara da her tam yıl için %1 fazlası üzerinden bağlanır. Fiili ve itibari hizmet toplamındaki ay kesirleri tam ay sayılır. Yıl kesirlerinin her ayı için emekli aylığı bağlanmasına esas aylık tutarının %1&#8242;inin 12&#8242;de biri emekli aylığına ayrıca eklenir. </p>
<p>       Özel hizmet tazminatı en yüksek devlet memurunun aylık gösterge ve ekgösterge toplamlarının katsayı ile çarpımının, kişinin ekgöstergesine göre belirli orana göre hesaplanır</p>
<p>DUL &#8211; YETİM AYLIĞI BAĞLANMASI </p>
<p>            5434 sayılı Kanunun 67. maddesine göre, karı ve koca “dul”, çocuklar, ana ve baba ise “yetim” olarak adlandırılmaktadır. </p>
<p>            Emekli iken vefat edenin geride kalan dul ve yetimleri ile görevde iken vefat eden ve hizmet süresi 10 yıl ve daha fazla olan iştirakçilerin eşine, kanunda belirtilen şartları taşıyan çocuklarına, anne ve babasına aylık bağlanmaktadır. </p>
<p>            Fiili hizmet süresi 5 yılı doldurduktan sonra vefat eden iştirakçilerin ölüm tarihinde 18 yaşını, orta öğretimde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapmakta ise 25 yaşını doldurmamış çocuklarına 15 yıl hizmet süresi üzerinden bu yaşları geçmemek üzere yetim aylığı bağlanmaktadır. </p>
<p>          Ayrıca fiili hizmet süresi 5 yılı doldurduktan sonra vefat eden iştirakçilerin ölüm tarihinde malül ve muhtaç olan eşlerine de dul aylığı bağlanmaktadır. </p>
<p>          Dul ve yetimlere bağlanacak aylık miktarı, aylığa hak kazanan kişinin yaşıyor olması halinde kendisine bağlanacak aylık miktarını geçemez.   </p>
<p>DUL &#8211; YETİM AYLIĞI BAĞLANMASI İÇİN GEREKLİ İŞLEMLER </p>
<p>       1. Görevde veya açıkta iken vefat edenlerin dul ve yetimlerinin yapacağı işlemler; </p>
<p>             a) Vefat edenin son olarak görev yaptığı kurum aracılığı ile dul ve yetimlerin aylık taleplerine ilişkin dilekçe ve aşağıda belirtilen aylık bağlama belgelerinin, </p>
<p>             b) Vefat edenin bütün hizmetlerini gösterir hizmet belgesinin, </p>
<p>             c) Görevden ayrıldığı yıldan kesilen kesenek ve karşılıkları gösterir listenin, </p>
<p>Sandığımıza ulaştırılmasını  gerekmektedir. </p>
<p>       2. Emekli,adi malüllük ve vazife malüllüğü aylığı almakta iken ölenlerin dul ve yetimlerinin yapacağı işlemler; </p>
<p>             a) Sandığımızdan aylık almakta olan emeklinin vefat ettiğini bildirir bir dilekçe ile aylık bağlanacak dul ve yetimlerin aşağıda belirtilen aylık bağlama belgeleri ile birlikte Sandığımıza müracaatları gerekmektedir. </p>
<p>             b) Vefat edenin aylığa müstehak dul ve yetimi bulunmuyor ise kayıtlı bulundukları büfus müdürlüğünden alınacak vukuatlı nüfus kayıt örneğinin ve vefat edene ait özel belge ve sağlık karnesinin dilekçe ekinde gönderilmesi gerekmektedir.   </p>
<p>       3. Dul ve yetimlerden istenilecek belgeler; </p>
<p>             a) Kayıtlı bulundukları nüfus müdürlüğünden alınacak vukuatlı nüfus kayıt örneği, </p>
<p>             b) Nüfus kayıt örneğine uygun olarak doldurulacak kimlik araştırma belgesi, </p>
<p>             c) 18 yaşını doldurmuş ve 25 yaşını geçmemiş erkek yetimlerden öğrenime devam edenlerden öğrenim belgesi, </p>
<p>             d) Aylık bağlanacaklara ait 3&#8242;er adet fotoğraf, </p>
<p>             e) Emekli iken ölenlere ait özel belge ve sağlık karnelerinin iadesi istenmektedir. </p>
<p>             f) Erkek yetimlerden 18 yaşını doldurup da öğrenime devam etmeyenlerden ortaöğretimde 20 yaşına kadar, yükseköğretimde 25 yaşına kadar malül olanlar için tam teşekküllü devlet hastanesinden resimli ve onaylı olarak alınacak sağlık kurulu raporu aslı, </p>
<p>             g) Bu durumda olanlardan kayyum ve vasi tayini edilenlerden kayyum ve vasi ilamları, </p>
<p>             h) Yine bu durumda olanlardan muhtaçlık ve mal bildirim belgesi, </p>
<p>Dul ve yetimlere ait aylık bağlama oranları şu şekildedir: </p>
<p>       Eş = % 75, </p>
<p>       Çalışan ya da Emekli aylığı alan eş = % 50, </p>
<p>       Eş, bir yetim = % 60 &#8211; % 30, </p>
<p>       Eş, iki yetim = % 50 &#8211; % 25, % 25 </p>
<p>       Tek yetim = % 50 İki yetim = % 40, % 40 </p>
<p>ÖLÜM YARDIMI</p>
<p>            Ölüm yardımı öncelikle emeklinin sağlığında verdiği beyannamede gösterdiği kişiye ödenir. Beyanname vermemiş ise eşine, eşi bulunmuyorsa çocuklarına, çocukları da bulunmuyorsa ana ve babasına, onlar da bulunmuyorsa kardeşlerine yapılır. Ölüm yardımının yukarıda açıklandığı şekilde ödenmesi mümkün değilse,  masrafları kendilerinin yaptığını belgeleyenlere, ölüm yardımı tutarını geçmemek üzere ödenir. </p>
<p>          01.01.2005 tarihinden itibaren ödenmekte olan ölüm yardımı tutarı 761,90-YTL.’ dir. Ancak ölenin almakta olduğu aylık miktarının (makam, temsil veya görev tazminatı tutarları hariç) sözkonusu tutardan fazla olması halinde ölüm yardımı aylık miktarı üzerinden ödenir</p>
<p>EVLENME İKRAMİYESİ<br />
          Evlenmeleri sebebiyle dul ve yetim aylığı kesilen eş ve kız çocuklarla anaya, bir defa olmak üzere almakta oldukları dul veya yetim aylığının (makam, temsil veya görev tazminatları tutarları hariç) 12 aylık tutarı kadar evlenme ikramiyesi ödenir.</p>
<p>          Evlenme İkramiyesi için;</p>
<p>          &#8211; EŞLER:<br />
          İlgili Nüfus İdaresinden alınacak olan Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ve Evlenme Cüzdanının Noter tasdikli örneğinin her ikisi,<br />
          &#8211; KIZ YETİMLER İLE ANA :<br />
          İlgili Nüfus İdaresinden alınacak olan Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği veya Evlenme Cüzdanının Noter tasdikli örneğinin birisi </p>
<p>          ile birlikte Genel Müdürlüğümüze yazılı olarak müracaat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p>          İlgililere evlenme ikramiyesi ödendikten sonra ölüm hariç diğer nedenlerden dolayı 12 aylık süre dolmadan dul kalmaları ve yeniden aylık talebinde bulunmaları halinde aylık bağlanır ancak kalan borcun tamamı bitene ve 12 aylık sürenin bitimine kadar aylıkları ödenmez.</p>
<p>VERGİ İADESİNE ESAS ALINACAK GELİRLER VE BİLDİRİMLERİN DÜZENLENMESİ </p>
<p>            a) Emekli ikramiyesi, ölüm yardımı, evlenme ikramiyesi, toptan ödeme, kesenek iadesi ve ikramiye farkları ile ilk ve dönemler itibari ile ödenen emekli, dul ve yetim aylıkları, vergi iadesine esas net gelirinizi teşkil etmektedir.</p>
<p>             Kurumlarca 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değişik 1. maddesi hükmüne göre ödenmekte olan tazminat ve bilirkişi ücreti, tütün beyiye ikramiyesi, tasarrufa teşvik kesintileri gibi gelirler vergi iadesine esas gelir olarak sayılmamaktadır.</p>
<p>             b) Bir kişiye ait aynı dönem için birden fazla vergi iadesi bildirim zarfı düzenlenmesi halinde, bu zarfları birleştirerek, en üstteki zarfın “Vergi İadesi Hesaplama Tablosu’nda bu zarf ve diğerlerindeki harcama belge adedi, toplam harcama miktarı ile ödenecek vergi iadesinin gösterilmesi gerekmektedir. </p>
<p>            c) Her ikisi de Sandık’tan emekli aylığı almakta olan  karı-koca ve emekli aylığıyla birlikte bir başka dosyadan ayrıca dul aylığı alanlar ile aynı dosyadan aylık alan birden fazla dul ve yetimin bulunması durumunda, bu kişilerin, vergi iadesi bildirim zarflarını birleştirmeden  ve bu dosyalara ait sicil ve banka hesap numaraları tam olarak yazılmak suretiyle banka şubelerine veya P.T.T. Merkezine ayrı ayrı teslim etmeleri gerekmektedir. </p>
<p>ALINTIDIR.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/ssk-ve-bagkur-e-m-e-k-l-i-l-i-k/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İŞ VE SOSYAL SİGORTA KONULARINA İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/is-ve-sosyal-sigorta-konularina-iliskin-onemli-bilgiler</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/is-ve-sosyal-sigorta-konularina-iliskin-onemli-bilgiler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 18:02:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3398</guid>
		<description><![CDATA[İŞ VE SOSYAL SİGORTA KONULARINA İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER Sigortalı Olmak Ne Demektir? 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi bir işte &#8220;sigortalı&#8221; çalışmak, yaşamınızda karşılayacağınız çeşitli risklerde size uzatılacak sıcak bir yardım elini garanti eder. Sigortalı olduğunuzda; iş kazası, meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm risklerine karşı sigortalanmış olursunuz. Bu risklere 01.06.2000 tarihinden itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İŞ VE SOSYAL SİGORTA KONULARINA İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER </p>
<p>Sigortalı Olmak Ne Demektir?<br />
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi bir işte &#8220;sigortalı&#8221; çalışmak, yaşamınızda karşılayacağınız çeşitli risklerde size uzatılacak sıcak bir yardım elini garanti eder.</p>
<p>Sigortalı olduğunuzda; iş kazası, meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm risklerine karşı sigortalanmış olursunuz. Bu risklere 01.06.2000 tarihinden itibaren &#8220;işsizlik&#8221; de eklenmiş olup, &#8220;İşsizlik Sigortası&#8221; da belirtilen tarih itibariyle uygulamaya konulmuştur.</p>
<p>İşe Başladığınızda Ne Yapmalısınız?<br />
Çalıştığınızı, işe girdiğiniz günden itibaren bir ay içinde ilinizdeki sigorta/sigorta il müdürlüğüne (ilde birden fazla sigorta müdürlüğünün bulunması durumunda, işyerinizin bağlı bulunduğu sigorta müdürlüğüne) bir dilekçe ile bildirmeniz gerekmektedir. Bu bildirim, sizin sigortasız çalıştırılmanızı önleyecektir.</p>
<p>Sosyal Sigortalar Kurumuna Priminizin Ödenip Ödenmediğini Nasıl Öğrenebilirsiniz?<br />
İşveren, çalıştıracağı kimse için sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyip bu belgeyi size imzalatması gerekmektedir. Ayrıca, Kuruma vermek zorunda olduğu, Kurum kaşesini taşıyan &#8220;Aylık Prim ve Hizmet Belgesi&#8221; (2004/Mayıs ayından önceki çalışmalar için Dört Aylık Sigorta Primleri Bordrosu) olarak adlandırılan belgeyi, işyerinde çalışanların görebilecekleri bir yere asmaya mecburdur. Bu belgede, işyerinde çalıştırılan ve Kanuna uygun olarak sigortalı yapılanların sigorta sicil numaraları, ad ve soyadları, çalışma gün sayıları ile sigorta primine esas kazançları yer almaktadır. Söz konusu belgeden adınızı-soyadınızı kontrol ederek sigortalı olup olmadığınızı, çalışma gün sayılarınız ile ücretlerinizin doğru bildirilip bildirilmediğini anlayabilirsiniz. Ayrıca; işyerinizin bağlı bulunduğu Sigorta İl/Sigorta Müdürlüğünden, SSK Tele Bilgi Hattından (0312 435 13 13), çalışmalarınızın Kuruma doğru bildirilip bildirilmediğini öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Sigortasız Çalıştırıldığınızı Anladığınızda Ne Yapmalısınız ?<br />
İşyerinin bağlı olduğu Sigorta İl/Sigorta Müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurabilirsiniz. Sigorta Müdürlükleri her ilde bulunmaktadır.</p>
<p>Sigortasız çalıştırıldığınızı, işyerinden ayrıldıktan sonra anlarsanız, iş akdinizin sona erdiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde yetkili mahkemeye müracaat etme hakkınız bulunmaktadır.</p>
<p>Emekli Aylığı Alanlar Aylıkları Kesilmeden Tekrar Çalışabilir mi ?<br />
SSK&#8217;dan malullük aylığı alanların dışındaki diğer emekliler, emekli olduktan sonra da bir işte çalışabilir. Ancak, çalışmaya başlayan emeklilerin tercih edecekleri sigorta kolu (tüm sigorta kolları veya sosyal güvenlik destek primi) bunların işverenleri tarafından Kuruma verilecek olan Sigortalı İşe Giriş Bildirgelerinde belirtilmelidir. Tüm sigorta kollarına tabi çalışmayı tercih eden emeklinin aylığı, çalışmaya başladığı tarih itibariyle kesilir. Sosyal güvenlik destek primini tercih eden emeklilerin aylıkları ise ödenmeye devam olunur.</p>
<p>Sigortalılığınız Ne Zaman Başlar?<br />
İşe alınmanızla birlikte (işe başladığınız anda) sigortalılığınız başlar. Çalıştırılan sigortalılar ile işverenleri hakkındaki hak ve yükümlülükler, sigortalının işe alındığı tarihte başlar.</p>
<p>Sigortalı Olma Hakkından Vazgeçebilir misiniz?<br />
Sigortalı çalışmak zorunludur. Bu haktan vazgeçilemez. Çalıştırılanlar ile işverenleri arasında sosyal sigorta yardımlarını ve yükümlülüklerini azaltmak konusunda anlaşma yapılamaz. Yapılan anlaşmalar geçersizdir.</p>
<p>Sigortalılık Süresi Nedir? Bu Sürede Çalışılmayan Günler Sigortalılık Süresine Dahil Edilir mi?<br />
Sigortalı olarak ilk defa çalışılmaya başlanılan tarihten sigortalının aylık talebinde bulunduğu ya da öldüğü tarihe kadar geçen süredir. 01/04/1981 tarihinden sonra 18 yaşından önce çalışmaya başlayanların sigortalılık sürelerinin başlangıcı 18 yaşını doldurdukları tarihtir.</p>
<p>Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Diğer Sosyal Güvenlik Kurumlarına İlk Defa Çalışılmaya Başlanılan Tarih Sigortalılık Süresinin Başlangıcı Olarak Dikkate Alınır mı?<br />
Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve diğer sosyal güvenlik kurumlarından herhangi birisinde ilk defa çalışılmaya başlanılan tarih sigortalılık süresinin başlama tarihidir.</p>
<p>SİGORTALILARIN İŞE GİRİŞ BİLDİRGELERİNİN KURUMA VERİLMESİ<br />
İşverenler işe alacakları sigortalıları işe başlatmadan önce nüfus cüzdanlarına göre üçer nüsha ve fotoğraflı olarak düzenleyecekleri sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirirler veya iadeli taahhütlü olarak gönderirler. </p>
<p>İnşaat işyerlerinde işe başlayan sigortalılar için işe başlatıldığı gün, Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde çalışacak sigortalıların en geç bir ay, Dışişleri Bakanlığının yurtdışı teşkilatında göreve atanan personeli için üç ay içinde Kuruma verilen bildirgeler süresi içinde verilmiş sayılır.</p>
<p>İşe giriş bildirgelerinin verilmesi gereken son günün tatile rastlaması halinde bildirgeler tatili izleyen ilk iş günü mesai bitimine kadar da verilebilir. </p>
<p>Maliye Bakanlığının vizesine bağlı olarak Kamu işyerlerinde çalışacak sigortalılar için vize işleminin gerçekleştirildiğine ilişkin yazının ilgili kuruluşa intikal ettiği günü izleyen ilk mesai günü akşamına kadar verilen işe giriş bildirgeleri de yasal süresinde verilmiş kabul edilmektedir. </p>
<p>İşe giriş bildirgelerinden fotoğraflı olan birinci nüsha sigortalının nüfus cüzdanının bir fotokopisi ile birlikte Kurumca alınır. Sigorta sicil numarası, alındığı tarih ve genel evrak numarası işlenen bildirgelerin iki nüshası ise, biri sigortalıya verilmek, biri de saklanmak üzere işverene iade edilir. İlk defa sigortaya tabi olacak sigortalılara sicil kartı düzenlenmesi için Kurumda kalacak bildirgeyle birlikte bir fotoğraf daha verilir. </p>
<p>SİGORTALININ ÇALIŞTIRILDIĞININ KENDİSİNCE BİLDİRİLMESİ<br />
Sigortalı, çalışmaya başladığını işe başladığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde iki nüsha olarak düzenleyeceği sigortalı bildirim belgesi ile Kuruma bildirir. </p>
<p>YASAL SÜRE İÇİNDE VERİLMEYEN İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİNE İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASI<br />
İşverene yasal süresinde vermediği her bir işe giriş bildirgesi için aylık asgari ücret tutarında, bildirilmeyen sigortalıların (yabancı uyrukluların) çalışma izninin olmaması durumunda asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. </p>
<p>Kamuya yönelik hizmet veren resmi nitelikteki kuruluşlarca yasal süresinde adi posta yoluyla gönderildiği haldi Kuruma geç intikal eden işe giriş bildirgeleri için postaya yasal süresinde verildiğinin resmi kayıtlarla belgelenmesi koşuluyla idari para cezası uygulanmaz. </p>
<p>İlk işyerindeki çalışması, 506 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine uygun şekilde işe giriş bildirgesi verilerek duyurulmuş ve tescil işlemi yapılmış olan sigortalıların naklen ve iş akdi ilişkisi sona ermeden aynı işverenin Kurumca tescil edilmiş diğer işyerinde çalışması halinde, bu işyerinden yasal süresi içinde Kuruma verilmeyen işe giriş bildirgelerinden dolayı işverenlere idari para cezası uygulanmamaktadır. </p>
<p>İSTEĞE BAĞLI SİGORTA<br />
Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için;</p>
<p>&#8221; En az 1080 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak (sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin bu işlerde çalıştırdıkları için bu şart aranmaz), &#8221; Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak ve buralardan kendi sigortalılığından dolayı aylık bağlanmamış olmak, &#8221; İsteğe bağlı olarak her ay kesintisiz otuz gün üzerinden malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemek, &#8221; Örneği Kurumca hazırlanacak isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma müracaatta bulunmak, şarttır. </p>
<p>İsteğe bağlı sigortaya girmek isteyenlerin bulundukları yerdeki sigorta müdürlüğüne İsteğe Bağlı Sigorta Başvuru Belgesi ile başvurmaları yeterlidir. Bu belgenin, Kurum kayıtlarına geçtiği tarihi takip eden aybaşından itibaren isteğe bağlı sigortaya girmiş olurlar. </p>
<p>İsteğe bağlı sigorta primi, prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında kalmak kaydıyla sigorta primine esas kazancın % 30 olarak hesaplanır. Buna göre, 01/01/2004 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortaya ödenmesi gereken en düşük prim 164.889.000 TL, en yüksek prim ise 824.445.000 TL&#8217;dir. Sigorta prime esas günlük kazancın artması halinde ödenecek prim tutarları da buna bağlı olarak yükseltilmektedir. </p>
<p>Prim oranı 06/07/2004 tarih, 25514 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunla 01/08/2004 tarihinden itibaren %30&#8242;dan, % 25&#8242;e indirilmiştir.</p>
<p>Diğer taraftan, prime esas kazancın alt sınırı ile ilgili düzenleme de 01/07/2004 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiğinden, isteğe bağlı sigorta priminin;</p>
<p>01/07/2004-31/07/2004 süresinde alt sınırı, 14.805.000 x 30 x % 30 = 133.245.000.-TL, üst sınırı ise 91.605.000 x 30 x % 30= 866.092.500.-TL,</p>
<p>01/08/2004-31/12/2004 süresinde ise alt sınırı, 14.805.000 x 30 x % 25 = 111.037.500.-TL, üst sınırı ise 91.605.000 x 30 x % 25 = 721.743.750.-TL,</p>
<p>olacaktır.</p>
<p>İsteğe bağlı sigortaya devam edecek kimse, prime esas kazancın alt ve üst sınırlarına göre hesaplanan asgari ve azami prim tutarları arasında olmak kaydıyla istediği miktar üzerinden sigorta primini öder. İsteğe bağlı sigorta primleri ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar tahsilatı yapan banka şubelerine hangi aya ait olduğu da belirtilmek suretiyle defaten ödenir. Süresi içinde ödenmeyen primler, ödendiği tarihe kadar 506 sayılı Kanunun 80&#8242;inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmesi durumunda söz konusu tahsilat, banka şubeleri yerine sigorta/sigorta il müdürlüklerince yapılır. </p>
<p>İsteğe bağlı sigortaya devam etmekte olanların isteğe bağlı sigortalılıkları; </p>
<p>Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden,<br />
İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanların, buna ait dilekçelerinin Kurumca alındığı tarihten önceki primi ödenmiş son ayın bitiminden,<br />
İsteğe bağlı sigorta primini art arda üç ay ödemeyenlerin primi ödenmiş son ayın bitiminden,<br />
Tahsis talebinde bulunanların, aylığı hak kazanmış veya toptan ödeme yapılmış olmak koşulu ile tahsis talep tarihinden,<br />
Ölen sigortalının ölüm tarihinden,<br />
itibaren sona erer. </p>
<p>İstenildiğinde Kurumumuza ibraz edilmek üzere ödenen primlere ait makbuzların saklanması, yazışma adresinde meydana gelecek değişikliklerin sigorta müdürlüğümüze bildirilmesi gerekir.</p>
<p>İsteğe bağlı sigortaya devam edenler malüllük, yaşlılık sigortasından, ölümleri halinde ise hak sahipleri ölüm sigortasından sağlanan yardımlardan yararlanır. Bu sigortalılar ve bakmakla yükümlü olduğu kimseleri, isteğe bağlı sigortalılık süresince sağlık yardımlarından yararlanamaz, ancak emeklilikleri halinde hastalık sigortasının öngördüğü tüm sağlık yardımlarından faydalanırlar.</p>
<p>TOPLULUK SİGORTASI<br />
Topluluk sigortası, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan kimselerin sosyal güvenliklerini sağlayan bir sigorta koludur.</p>
<p>Topluluk sigortası işlemleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onaylanan genel şartlar doğrultusunda düzenlenen tip sözleşmelerde yer alan esaslar doğrultusunda yürütülür.</p>
<p>Tip sözleşmeler, malüllük, yaşlılık ve ölüm, iş kazaları ve meslek hastalıkları ile hastalık ve analık sigortalarına göre üç ayrı sözleşme olarak düzenlenmiştir.</p>
<p>Topluluk sigortası isteğe bağlı topluluk ve zorunlu topluluk sigortaları olmak üzere ikiye ayrılır. </p>
<p>1- İsteğe Bağlı Topluluk Sigortası </p>
<p>Sosyal sigorta kanunları kapsamı dışında kalanların oluşturdukları toplulukların (dernek, birlik, sendika, vakıf, vb. teşekküller) istekleri üzerine Kurumla imzaladıkları tip sözleşmelere göre yürütülür. İlgili topluluğun sigorta kolları itibariyle imzalamak istediği tip sözleşmeyi seçme hakkı vardır. Yine topluluk üyeleri de birden çok tip sözleşme imzalanmışsa herhangi birine girme diğerlerine girmeme hakkına sahiptir.</p>
<p>Diğer taraftan, ülkemizle sosyal güvenlik anlaşması bulunmayan ülkelerde iş üstlenen Türk firmalarından talepte bulunanlar, işyerlerinde çalıştıracakları işçilerle bunların hak sahiplerinin sosyal güvenliklerini sağlamak amacıyla Kurumumuzla malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortası yönüyle topluluk sigortası sözleşmesi imzalayabilirler. </p>
<p>Bu durumda söz konusu işverenler, işyerlerinin bağlı bulunduğu sigorta müdürlüklerine topluluk sigortası sözleşmesi imzalamak için müracaat ederler. Müracaat dilekçesine, şirketin tesciline ilişkin ticaret sicil gazetesi örneği, şirketin tabi olduğu vergi dairesi müdürlüğü ve vergi numarası, istenilen iş konusunda varsa sözleşme örneği ya da konsolosluklardan alınan belge, şirketlerde şirketi temsile yetkili olanların işveren adına imza atmasına, iş takibi yapmasına yetkili kılındığına dair yetki belgesi ve bu kişilerin nüfus cüzdanı fotokopisi ile imza sirküsü, ayrıca topluluk sigortasına girecek sigortalıların adı, soyadı, baba adı ve sigorta sicil numarası ile bunların ödeyecekleri primleri gösterir üç nüsha liste eklenir. </p>
<p>2- Zorunlu Topluluk Sigortası </p>
<p>1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu gereğince, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmayan veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı aylık almayan avukat ve noterler malüllük, yaşlılık ve ölüm topluluk sigortasına girmek zorundadırlar. </p>
<p>Topluluk sigortası işlemleri Baro ve Noter Odası Başkanlıklarının tip sözleşme imzaladıkları sigorta/sigorta il müdürlüklerimizce yürütülmektedir. </p>
<p>3- Topluluk Sigortası Primlerinin Hesaplanması ve Ödenmesi </p>
<p>Malüllük, yaşlılık ve ölüm topluluk sigortası primleri, 506 sayılı Kanunun 78 inci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında kalmak kaydıyla tercih edilen prime esas kazancın % 30&#8242;udur. Ancak, sigortalı aynı zamanda hastalık sigortası yönünden de topluluk sigortası kapsamına alınmışsa, bu sigortalılar için uygulanacak malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı % 20&#8242;dir. Hesaplanacak prime esas günlük kazanç yürürlükteki günlük asgari ücretten az olamaz. </p>
<p>Tüm topluluk mensuplarına, ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için, bu tarihten başlanarak 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesine göre gecikme zammı uygulanır. Ayrıca, topluluk sigortasına devam eden avukatlar, noterler ve sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmeyen ülkelerde topluluk sigortasına tabi olarak çalıştırılanların yasal süresi içinde ödenmeyen topluluk sigortası primlerinin takip ve tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanır. </p>
<p>İşe giriş bildirgesi, Aylık Prim ve Hizmet Belgesini yasal sürede Kuruma vermeyen yurtdışına işçi götüren topluluk işverenleri hakkında, 506 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesine göre idari para cezası uygulanır. Baro ve noter odaları ile diğer topluluklar için idari para cezası uygulanmaz.</p>
<p>İşkazaları ile Meslek Hastalıkları Sigortası<br />
İş Kazası Nedir ?<br />
Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre;</p>
<p>a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,<br />
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,<br />
c) Sigortalının işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,<br />
d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,<br />
e) Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında, </p>
<p>Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaya iş kazası denilmektedir. </p>
<p>Olayın iş kazası sayılabilmesi için, bu beş hal ve durumdan birinde meydana gelmesi yeterlidir.</p>
<p>Meslek Hastalığı Nedir ?<br />
Meslek Hastalığı; </p>
<p>Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre, tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı, geçici veya sürekli hastalık, sakatlık ya da ruhi arıza halleridir.</p>
<p>İş Kazaları İle Meslek Hastalıkları Halinde Sağlanan Yardımlar<br />
A) Sağlık yardımı yapılması; </p>
<p>Bu yardımlar sigortalının, </p>
<p>Hekime muayene ettirilmesi,<br />
Teşhis için gereken klinik ve laboratuvar muayenelerinin yaptırılması,<br />
Gerekirse bir sağlık tesisine de yatırılarak, tedavisinin sağlanması,<br />
Tedavi süresince gerekli ilaç ve her türlü iyileştirme vasıtalarının temin edilmesidir.<br />
Sağlık yardımı, iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan sigortalının belirli bir süreye bağlı olmaksızın, sağlık durumunun gerektirdiği sürece devam eder ve iyileşen sigortalıların arıza veya hastalıklarının nüksetmesi halinde, tedavileri yeniden sağlanır.</p>
<p>B) Geçici iş göremezlik süresince günlük ödenek verilmesi, </p>
<p>Sigortalıya, çalışma günü ve prim ödeme süresi ne kadar olursa olsun, istirahatlı bırakıldığı her gün için geçici işgöremezlik ödeneği verilir.</p>
<p>C) Sürekli iş göremezlik hallerinde gelir bağlanması, </p>
<p>D) Protez, araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesi, </p>
<p>Sigortalıya, arızasına göre gerekli görülecek her türlü protez araç ve gereçleri Kurumca sağlanır, onarılır ve yenilenir.</p>
<p>E) Sağlık yardımlarının yapılması veya protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesi için, gerektiğinde sigortalının yurt içinde başka yere gönderilmesi; </p>
<p>Sigortalı, gerekirse muayene ve tedavisinin yapılması veya protez araç ve gereçlerinin sağlanması için yurt içinde başka bir yere gönderilir.</p>
<p>Gidiş-dönüş yol paraları ile zaruri masraf karşılıkları ile sigortalının sağlık durumu nedeniyle bir başkasının refakat etmesi gerektiği hekim raporu ile belgelenirse, refakatçinin de gidiş-dönüş yol paraları ile zaruri masraf karşılıkları ödenir.</p>
<p>F) İş kazasına uğrayan ve meslek hastalığına tutulan sigortalının tedavi için yabancı ülkeye gönderilmesi; </p>
<p>Yurt içinde tedavisi mümkün olmayan, ancak yabancı bir ülkede kısmen veya tamamen tedavisi mümkün olan ve mesleğinde uğradığı işgöremezlik derecesinin azalabileceği, Kurum sağlık tesisleri, sağlık kurulu raporu ile tespit edilen sigortalının ve bu raporda belirtilmişse, refakatçisinin gidiş-dönüş yol paraları ve zaruri masrafları ile o yerdeki kalış ve tedavi masraflarının ödenmesi,</p>
<p>G) İşkazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde cenaze masrafı karşılığı verilmesi;<br />
H) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması. </p>
<p>İş kazasında Sigortalının Yükümü<br />
Sigortalı, uğradığı işkazasını en geç kazadan sonraki gün içinde işveren veya Kuruma bildirmekle yükümlüdür.</p>
<p>Sigortalıya, uğradığı işkazasını işveren veya Kuruma bildirme yükümlülüğü getirilmesine karşın, bildirme mecburiyetinin yerine getirilmemesine herhangi bir müeyyide öngörülmemiştir. Dolayısıyla, bu görevini yerine getirmeyen sigortalılar hakkında herhangi bir işlem yapılması mümkün değildir.</p>
<p>Geçirdiği işkazası dolayısıyla Kuruma başvuran sigortalı, hekimin bildirdiği tedbir ve tavsiyelere uymak zorundadır. Aksi takdirde sigortalının tedavisi uzar veya malül kalır yahut malüliyet derecesi artarsa, istirahatli kaldığı günler için verilen geçici işgöremezlik ödeneğinden veya malüliyeti halinde bağlanan sürekli işgöremezlik gelirinden eksiltme yapılabilmektedir.</p>
<p>Hastalık Sigortası<br />
Hastalık Sigortası Nedir ?<br />
Hastalık sigortası;</p>
<p>İş kazası ile meslek hastalığı sigortası dışında kalan bütün hastalık hallerinde belirli yardımların yapılmasını sağlayan bir sigorta koludur.</p>
<p>Hastalık Sigortasından Yararlanan Kimseler<br />
Sigortalılar ile Kurumumuzdan sürekli işgöremezlik geliri, malüllük veya yaşlılık aylığı alanlarla bunların geçindirmekle yükümlü oldukları eş-çocuk, ana ve babaları ile gelir veya aylık alan eş-çocuk, ana ve babaları hastalık sigortasından sağlanan yardımlardan yararlanırlar.</p>
<p>Hastalık Sigortasından Sağlanan Yardımlar<br />
A) Sağlık yardımı yapılması; </p>
<p>Bu yardımlar sigortalının, </p>
<p>Hekime muayene ettirilmesi,<br />
Teşhis için gereken klinik ve laboratuar muayenelerinin yaptırılması,<br />
Gerekirse bir sağlık tesisine yatırılması ve tedavi süresince gerekli ilaç ve her türlü iyileştirme vasıtalarının sağlanması.<br />
Ayakta yapılan tedavilerde verilen ilaç bedellerinin %20&#8242;sini sigortalı öder.<br />
hallerini kapsar. </p>
<p>Bu süre, sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlayarak 6 (altı) aydır.</p>
<p>Ancak, tedaviye devam edilmesi halinde, Kurum sağlık tesisleri, sağlık kurulu raporu ile malüllük halinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği anlaşılırsa, tedavi hastanın sağlık durumunun gerektirdiği sürece devam eder.</p>
<p>B) Protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesi; (Ağız protezlerine ilişkin yardımlar, Kurumca hazırlanacak yönetmelik esasları dahilinde sağlanır.) Protez araç ve gereç bedellerinin % 20 sini sigortalı öder. Ancak, ilgiliden alınacak katkı miktarı 4857 sayılı İş Kanununa göre sanayi kesiminde çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin bir buçuk katından fazla olamaz. </p>
<p>Sigortalının iyileşmesini sağlayacak veya işgöremezliğini az çok gidermesine yarayacak protez araç ve gereçleri sağlanır, takılır, onarılır ve belli sürelerde yenilenir.</p>
<p>C) Geçici işgöremezlik süresince günlük ödenek verilmesi; </p>
<p>Sigortalıya; gerek ayakta, gerekse yatarak tedaviye alınıp istirahatlı bırakıldığı dolayısıyla işyerinde veya işinde fiilen çalışarak ücret alamadığı dönemlerde kendisinin ve aile fertlerinin geçimini sağlamak için geçici işgöremezlik adı altında ödenek verilir.</p>
<p>Geçici işgöremezlik ödeneği verilmesine, tedavi müddetinin sonuna kadar devam edilir.</p>
<p>Yalnız, istirahat süresi ne olursa olsun Hastalık Sigortası yönünden, ilk iki gün için ödenek verilmez.</p>
<p>Geçici işgöremezlik ödeneği alabilmek için; </p>
<p>Sigortalılık niteliğinin devam etmesi,<br />
Hastalandığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması,<br />
Kurumca tayin ve tespit olunan hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması gerekmektedir.<br />
D) Gerekli hallerde muayene ve tedavi için yurt içinde başka bir yere gönderilmesi; </p>
<p>Sigortalı, gerekirse muayene ve tedavisinin yapılması veya protez araç ve gereçlerinin sağlanması için yurt içinde başka bir yere gönderilir.</p>
<p>Gidiş-dönüş yol paraları ile zaruri masraf karşılıkları ile sigortalının sağlık durumu nedeniyle bir başkasının refakat etmesi gerektiği hekim raporu ile belgelenirse, refakatçinin de gidiş-dönüş yol paraları ile zaruri masraf karşılıkları ödenir.</p>
<p>E) Hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 300 gün hastalık sigortası primi ödenmiş olması şartıyla yurt içinde tedavisi mümkün olmayıp ancak, yabancı bir ülkede kısmen veya tamamen tedavisi mümkün görülen ve malüllük halinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği Kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile tespit edilen sigortalının ve bu raporda belirtilmiş ise beraber gideceği kimsenin yurt dışına gönderilmeleri, yabancı ülkelere gidip gelme yol paraları ile bu ülkede kalış ve tedavi masraflarının ödenmesi. </p>
<p>Yurt dışı tedaviden sadece fiilen çalışan sigortalılar yararlanabilmektedirler. </p>
<p>Bu yardımlardan yararlanabilmek için sigortalının; </p>
<p>Hastalığının anlaşıldığı tarihten önceki 1 (bir) yıl içinde en az 300 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması,<br />
Tedavisinin yurt içinde yapılamadığı, ancak yabancı bir ülkede yapılabildiğine dair onkolojik vak&#8217;alar için S.S.K. Okmeydanı Eğitim Hastanesinden, diğer vak&#8217;alar için S.S.K. Ankara Eğitim Hastanesinden sağlık kurulu raporu alınması,<br />
Tedavinin yurt içinde yapılamadığı, yabancı bir ülkede yapılabileceğine dair Üniversite Hastanesi ile Ankara Numune Hastanesi&#8217;nce verilecek ve Sağlık Bakanlığınca onanan sağlık kurulu raporlarının bulunması gerekmektedir.<br />
Bu Kanuna tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalıların, &#8220;Sağlık yardımı yapılması&#8221;, &#8220;Protez araç ve gereçlerinin standartlara uygun olarak sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesi&#8221;, &#8220;Gerekli hallerde muayene ve tedavi için yurt içinde başka bir yere gönderilmesi&#8221; yardımlarından yararlanabilmeleri için, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki 1 (bir) yıl içinde en az 90 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması şarttır.</p>
<p>Hastalanan Sigortalının Yükümlülükleri<br />
Hekimce alınması istenen tedbirlere uymayan sigortalıya, bu tedbirleri yerine getirmedikleri süre için ödenek verilmez. Tedavinin sona erdiğine ve çalışabilir durumda olduğuna dair Kurum hekimlerinden belge almaksızın eski işverenin işinde çalıştırılan sigortalının aynı hastalığı sebebiyle yapılan tedavi masrafları işverenden, başka işte çalışan sigortalının aynı hastalığı sebebiyle yapılan tedavi masrafları kendisinden alınır. Bu süreler için geçici işgöremezlik ödeneği verilmez, verilmiş olanlar da sigortalıdan geri alınır.</p>
<p>Sigortalının Geçindirmekle Yükümlü Olduğu Kimseler<br />
Diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan yada gelir veya aylık almayan eşi,<br />
Yaşları ne olursa olsun evli bulunmayan ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan veya bunlardan gelir yahut aylık almayan kız çocukları,<br />
18 yaşını, orta öğrenim yapıyorsa 20 yaşını, yüksek öğrenim yapıyorsa 25 yaşını doldurmamış erkek çocukları,<br />
18 yaşını doldursa bile, çalışamayacak durumda malül bulunan erkek çocukları,<br />
Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babası,<br />
Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış olan çocukları,<br />
Sigortalının Geçindirmekle Yükümlü Olduğu Eş, Çocuk, Ana Ve Babalarına Yapılan Yardımlar<br />
Hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki 1 yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olan sigortalının eş, çocuk, ana ve babaları hastalıkları halinde;</p>
<p>Hekime muayene ettirilir,<br />
Hekimin göstereceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik ve laboratuar muayeneleri yaptırılır, tedavileri sağlanır,<br />
Teşhis ve tedavi için gerekirse bir sağlık tesisine yatırılır.<br />
Tedavileri süresince gerekli ilaç ve iyileştirme vasıtaları sağlanır. Ayakta yapılan tedavilerde verilen ilaç bedellerinin %20&#8242;sini sigortalı öder.<br />
Gerekli hallerde, muayene ve tedavileri için, yurt içinde başka bir yere gönderilirler.<br />
Sigortalıların çocukları ile eşlerine, Kurumca hazırlanan Yönetmelik esasları çerçevesinde gerekli görülen protez araç ve gereçleri (işitme cihazı, malül arabası, el-kol-ayak-bacak protezi, gözlük cam ve çerçevesi) sağlanır, onarılır ve belirli sürelerle yenilenir.<br />
Çalışan sigortalı ile eşi ve geçindirmekle yükümlü olduğu çocuklarına Kurumumuzca temin edilen protez bedelinin % 20&#8242;si ilgililerce karşılanmakta, ancak alınan katılım payı miktarı 4857 sayılı İş Kanuna göre Sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanacak asgari ücretin 1,5 katını geçmemektedir.</p>
<p>Aile Bireylerinin Sağlık Yardımlarından Yararlanma Süresi<br />
Hastalanan eş, çocuk, ana ve babaların tedavileri; Kurumca tedavi altına alındıkları tarihten başlayarak altı (6) ayı geçemez.</p>
<p>Ancak, tedaviye devam olunursa, malüllük halinin önlenebileceği veya azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse, bu süre hastanın sağlık durumunun gerektirdiği sürece devam eder.</p>
<p>Sigortalılık Niteliğini Yitirenlere Yapılan Yardımlar<br />
Hastalık sigortası primi ödeme halinin sona ermesini takip eden onuncu günden itibaren sigortalılık niteliği kaybedilir. Sigortalılık niteliğinin yitirildiği tarihten başlamak üzere 6 (altı) ay içinde meydana gelecek hastalık hallerinde, sigortalı ile eş, çocuk, ana ve babası sigortalının sigortalılık niteliğini yitirdiği bu tarihten geriye doğru bir yıl içinde en az 120 gün Hastalık Sigortası primi ödemiş olması koşulu ile şu yardımlardan faydalanır;</p>
<p>Sağlık yardımı yapılması,<br />
Gerekli hallerde muayene ve tedavi için yurt içinde başka bir yere gönderilir.<br />
Sürekli İşgöremezlik Geliri,Malüllük Veya Yaşlılık Aylığı Alanlarla Bunların Eş,Çocuk,Ana,Babalarının Ve Gelir Veya Aylık Alan Eş,Çocuk,Ana Ve Babaların Sağlık Yardımlarından Yararlandırılmaları<br />
Kurumdan işgöremezlik geliri, malüllük veya yaşlılık aylığı almakta olanlar ile bu kimselerin geçindirmekle yükümlü oldukları eş, çocuk, ana ve babaları ile gelir veya aylık almakta olan eş, çocuk, ana ve babaları, hastalıkları halinde şu sağlık yardımlarından yararlanırlar;</p>
<p>Hekime muayene ettirilirler,<br />
Gereken klinik ve laboratuar muayeneleri yapılır,<br />
Ayakta veya yatarak gereken tedavileri sağlanır,<br />
Tedavileri süresince gerekli ilaç ve iyileştirme vasıtaları temin edilir. Bu kimselerin ayakta yapılan tedavilerinde verilen ilaç bedellerinin %10 kendilerince ödenir.<br />
Gerekli hallerde yurt içinde başka bir yere gönderilirler,<br />
Ayrıca, emekli sigortalıya protez araç ve gereçleri,<br />
Sigortalının çocuğu ile eşine Yönetmelikle belirlenen işitme cihazı, malül arabası,el-kol-ayak-bacak protezi ve gözlük cam ve çerçevesi temin edilir.</p>
<p>Kurumumuzdan sürekli işgöremezlik geliri, malüllük veya yaşlılık aylığı almakta olan sigortalılar ile eşine ve Kurumumuzdan haksahibi olarak gelir veya aylık almakta olan eşlere temin edilen protez bedellerinin % 10&#8242;u ilgililerce karşılanmakta, ancak alınan katılım payı miktarı 16 yaşından büyük işçiler için uygulanacak asgari ücretin 1 katını geçmemektedir.</p>
<p>Kurumumuzdan sürekli işgöremezlik geliri, malüllük ve yaşlılık aylığı alan sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu çocuğu ile haksahibi olarak gelir veya aylık alan çocuklara temin edilen protez araç ve gereçlerinden ise katkı payı alınmamaktadır.</p>
<p>Muayene Ve Tedavi İçin Gerekli Belgeler<br />
Sigortalılar için; </p>
<p>Vizite kağıdı,<br />
Sağlık karnesi,<br />
Kimliğini belirleyen resimli belge (Nüfus-Hüviyet Cüzdanı vb.),<br />
Sigortalının eş ve geçindirmekle yükümlü olduğu kimseler için; </p>
<p>Vizite kağıdı veya sağlık belgesi,<br />
Sağlık karnesi,<br />
Kimliğini belirleyen resimli belge (Nüfus-Hüviyet Cüzdanı vb.)<br />
Kurumdan sürekli işgöremezlik geliri, malüllük veya yaşlılık aylığı almakta olanlar ile bunların geçindirmekle yükümlü oldukları eş, çocuk, ana ve babaları ile gelir veya aylık almakta olan eş, çocuk, ana ve babaları için; </p>
<p>Sağlık karnesi,<br />
Kimliğini belirleyen resimli belge (Nüfus-Hüviyet Cüzdanı vb.)<br />
Muayene Ve Tedavi İçin Başvurulacak Sağlık Tesisleri<br />
Muayene ve tedavi için gerekli belgelerle sigortalılar işyerlerine en yakın SSK sağlık tesisine veya protokol yapılmış Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisine, sağlık yardımlarından yararlanan diğer kimseler ise ikametgahlarına en yakın SSK sağlık tesisine veya protokol yapılmış Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisine başvurarak muayene ve tedavilerini yaptırabilirler.</p>
<p>Acil Olaylarda Kurum Hastanesine Başvurulamaması<br />
Ani ve acil hastalık nedeniyle Kurum sağlık yardımlarından yararlanan kimselerin Kurum dışı sağlık tesislerine başvurmaları halinde, bu husus raporla tevsik edilmek ve Kurum tarafından kabul olunmak şartı ile resmi sağlık tesislerinde yapılan tedavi masrafları aynen, özel sağlık tesislerinde yapılan tedavi masrafları ise Kurum ücret tarifesi üzerinden ödenir.</p>
<p>Ancak, Kurumca vak&#8217;aya el konulabilmesi için durumun ilgililer tarafından mümkün olan en kısa zamanda Kuruma bildirilmesi şarttır.</p>
<p>Kurum Hekim Veya Sağlık Tesisi Olmayan Yerlerde Muayene Ve Tedavi<br />
Kurum hekimi veya sağlık tesisi bulunmayan yerlerde hastalanan, Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kimseler;</p>
<p>Protokol yapılan Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı Sağlık Ocakları ile Devlet Hastanelerine müracaatla muayene ve tedavilerini yaptırabilirler</p>
<p>Analık Sigortası<br />
Analık Sigortası Nedir ?<br />
Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısı ile Kurumdan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almakta olan kadın veya erkeğin sigortalı olmayan eşi, analıkları halinde belirli yardımları sağlayan bir sigorta koludur.</p>
<p>Analık Sigortası Yardımlarından Yararlanma Şartları<br />
Sigortalı kadın için, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün Analık Sigortası primi ödenmiş olması,</p>
<p>Sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin Analık Sigortası yardımlarından yararlanması için, sigortalı erkeğin doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün Analık Sigortası primi ödemiş olması, ayrıca sigortalı erkeğin doğum yapan kadınla doğumdan önce Medeni Kanuna göre evlenmiş bulunması gerekir.</p>
<p>Analık Sigortası İle Sağlanan Yardımlar<br />
A) Gebelik muayenesi yaptırılır ve gerekli sağlık yardımları sağlanır. </p>
<p>B) Doğumda gerekli sağlık yardımları sağlanır.<br />
Doğum Yardımı, sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının; doğum sırasında veya doğumdan sonra gerekli sağlık yardımlarıyla, ilaçların ve sağlık malzemesinin sağlanmasıdır.Doğum yardımının Kurumca veya 123 ncü madde gereğince sözleşme yada protokol yapılmış sağlık tesislerinde aynen sağlanamadığı yer veya hallerde, bu yardım yerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı&#8217;nca onanacak ve önceden bildirilecek tarifeye göre Kurumca maktu para yardımı yapılır.Birden fazla çocuk doğarsa, her çocuk için yapılacak yardım, çocuk sayısına göre bir kat daha arttırılır.Doğum yardım parası alabilmek için; doğumun 3 ay içinde Kuruma bildirilmesi gereklidir.Bu bildirme; hekim veya diplomalı ebeden alınacak doğum kağıdı yahut onanmış nüfus kayıt örneği ile olur.C) Emzirme yardım parası ödenir. </p>
<p>Emzirme yardımı; sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısı yada Kurumdan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almakta olan kadın veya erkeğin sigortalı olmayan eşinin doğum yapması sebebiyle, doğan çocuğun beslenmesi için, doğumdan sonra yapılan para yardımına denilmektedir. Bu yardım, çocuğun canlı doğması halinde yapılır.Eğer, birden fazla çocuk doğmuşsa, yardım çocuk sayısına göre bir kat daha arttırılır.D) Sigortalı kadına, doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilir. </p>
<p>Kendisi için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün analık sigortası primi ödenmiş bulunan sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise, doğumdan önceki sekiz haftaya iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için geçici işgöremezlik ödeneği verilir. Kadın sigortalının isteği ve doktorun onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması halinde, çalışan süreler kadın sigortalının doğum sonrası sürelerine eklenir.</p>
<p>ANALIK SAĞLIK YARDIMLARINDAN YARARLANACAKLARIN SAĞLIK TESİSİNE BAŞVURMALARI<br />
Aalık sağlık yardımlarından yararlanacak olanlar Kurum sağlık tesislerine veya 123 ncü madde gereğince sözleşme yada protokol yapılmış sağlık tesislerine işyerinden alacakları vizite kağıdı veya sağlık belgesi, sağlık karnesi ve kimliklerini belirleyecek bir belge ile başvururlar.</p>
<p>İŞTEN AYRILAN SİGORTALILARIN ANALIK SAĞLIK YARDIMLARINDAN FAYDALANMALARI<br />
Sigortalılık niteliği sona erenler; bu niteliğin sona erişinden itibaren 300 gün içinde çocukları doğarsa doğum tarihinden önceki 15 ay içinde 120 gün Analık Sigortası primi ödenmiş ise analık sağlık yardımlarından ve maktu para yardımlarından yararlanırlar.</p>
<p>ALINTIDIR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/is-ve-sosyal-sigorta-konularina-iliskin-onemli-bilgiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi ve prim borçlarına kolaylıkta süreç uzadı, idareleri zor günler bekliyor</title>
		<link>http://www.ssksorucevap.com/vergi-ve-prim-borclarina-kolaylikta-surec-uzadi-idareleri-zor-gunler-bekliyor</link>
		<comments>http://www.ssksorucevap.com/vergi-ve-prim-borclarina-kolaylikta-surec-uzadi-idareleri-zor-gunler-bekliyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 08:32:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Borçlanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ssksorucevap.com/?p=3396</guid>
		<description><![CDATA[Vergi ve prim borçlarına kolaylıkta süreç uzadı, idareleri zor günler bekliyor Haftalardır hatta aylardır gündemimizde olan ve getireceği birçok hüküm ve avantajı basına yansıyan vergi affına ilişkin kanun nihayet Meclis’e sevk edildi. Af mevzuu o kadar dillendirildi ki birçok okur ve çevremdeki tanıdıklarım kanunun yayımlandığını ve af uygulamasının başladığını zannediyor. Hâlbuki daha uygulamanın yürürlüğe girmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vergi ve prim borçlarına kolaylıkta süreç uzadı, idareleri zor günler bekliyor</p>
<p>Haftalardır hatta aylardır gündemimizde olan ve getireceği birçok hüküm ve avantajı basına yansıyan vergi affına ilişkin kanun nihayet Meclis’e sevk edildi.</p>
<p>Af mevzuu o kadar dillendirildi ki birçok okur ve çevremdeki tanıdıklarım kanunun yayımlandığını ve af uygulamasının başladığını zannediyor. Hâlbuki daha uygulamanın yürürlüğe girmesi için çok uzun bir süreye ihtiyaç var. Çünkü ’hazır af çıkarılıyorken şunu da ekleyelim, bunu da ekleyelim’ düşüncesiyle torba kanun, çuval kanuna döndü. Affın siyasiler tarafından dillendirilmesinden itibaren tahsil zorluğu yaşayan idareler, sürecin uzamasıyla biraz daha bu durumu çekecek gibi görünüyor. Ancak kanun yayımlandıktan sonra başvurular ve diğer işlemler için idareleri yoğun günler bekliyor. Yukarıda da değindiğim üzere tasarının kapsamı alacaklı idareler ve alacak türleri itibarıyla mümkün olduğunca geniş tutulmuş. Ayrıca, yapılacak ödemelerde finansman sıkıntısıyla karşılaşılmaması için uzun sürede taksitle ödeme imkânı getirilmiş ve borçların önemli bir tutarının ödeneceği iki idare olan Maliye Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na bağlı tahsil dairelerine yapılacak taksit ödemeleri aynı aya denk gelmeyecek şekilde düzenlenmiş. </p>
<p>Beş kısımdan oluşan tasarının ilk dört kısmında kamuyla borçlular arasındaki alacak-borç ilişkisine yönelik düzenlemeler bulunuyor. Burada Maliye, Gümrük, SGK, il özel idareleri, belediyeler ve diğer kurumlara olan borçların yapılandırılması, matrah artırımı, dava ve inceleme aşamasındaki mükelleflerin durumu düzenlenmiş. Beşinci kısmında ise Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun, İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelere ilişkin değişikliklere ve kanunun uygulanmasıyla ilgili son hükümlere yer verilmiş. Bu yüzden kanunun Meclis’te kabul görüşmelerinin çok uzun süreceğini düşünüyorum. </p>
<p>Varlık Barışı’na yeni süre </p>
<p>Tasarıda daha önce Varlık Barışı’na müracaat etmiş ve süreye bağlı bazı prosedürleri yerine getirmediği için kanunun bazı avantajlarından faydalanamayan mükelleflere iki aylık süre içerisinde bu şartları yerine getirmeleri için mühlet veriliyor. Buna göre kanun kapsamında bildirim veya beyanda bulunanlardan yurtdışında bulunan varlıklarını süresi içinde Türkiye’ye getiremeyen veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeyenler ile yurtiçindeki varlıkları için beyanda bulunanlardan bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce süresi içinde sermaye artırımında bulunmayanların, ilgili sürenin bitim tarihinden itibaren bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar, bildirimde bulunmaları, bu varlıkları Türkiye’ye getirmeleri ve beyana konu yurtiçinde bulunan varlıkları nedeniyle sermaye artırımında bulunmaları halinde, 5811 sayılı kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer sebeplerle 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemelerinde bulunan matrah farkından Varlık Barışı kapsamında beyan edilen matrahı mahsup etme hükmünden faydalanabilecek. </p>
<p>Kapsam dışı alanlar </p>
<p>Tasarıda birçok konuyu ve idareyi ilgilendiren düzenlemeler bulunuyor. Vergi ve prim borcu yapılandırmasından başka, devlet memurları kanunu, YÖK kanunu, SPK, bankacılık, Merkez Bankası ve buna benzer birçok kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiş. Matrah artırımıyla ilgili bölümde kapsam dışı bırakılan bazı vergi ve cezalar var. Mesela gelir stopaj matrah artırımı sadece ’ücretleri’ kapsamış. Bunun dışındaki stopajlara ilişkin matrah artırımında bulunarak sonraki yıllarda inceleme dışı kalma imkânı tanınmamış. Mesela işyeri kiralamalarında ödenen kira üzerinden yapılması gereken stopaj için matrah artırımı öngörülmüyor. Matrah artırımı 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için öngörülmüş. Aslında bu yıl da bitti sayılır. Matrah artırımı için 2010 yılı da eklenebilirdi. Ayrıca birçok okurun sorduğu özel usulsüzlük cezaları için de matrah artırarak kurtulma imkanı bulunmuyor. Yani tasarıda ortaya çıkma ihtimali olan vergiler için artırım yoluyla kurtulma imkanı verilirken, ortaya çıkma ihtimali olan vergi aslına bağlı olmayan özel usulsüzlük ve usulsüzlük cezaları (beyanname veya bildirimleri geç verme, vermeme, eksik verme, düzeltilmesi halinde kesilenler, fatura ve belge düzeni, defter tutma düzeni gibi durumlar) için bir af getirilmemiş, hatta matrah artırımı yapanlar bile artırım yaptıkları vergiye bağlı olmadığı için bu cezalardan kurtulamayacak. </p>
<p>5 yıllık Bağ-Kur priminin iadesi istenebilir</p>
<p>Soru: Annemin 5 yıllık Bağ-Kur primi yatmış ve kapatılmış (1990). Daha sonra 1996’da öğretmen babam vefat edince Emekli Sandığı’ndan dul maaşı bağlandı. Annem 5 yıllık Bağ-Kur primini tamamlayıp oradan da maaş alabilir mi veya yatırılan prim başka bir şekilde değerlendirilebilir mi? </p>
<p>Cevap: Anneniz Bağ-Kur’dan kanunda belirtilen yaş, prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresini doldurarak emekli olabilir. İsteğe bağlı sigortalı olarak çalışmalar artık Bağ-Kur kapsamında değerlendirildiği için isteğe bağlı sigortalı da olabilir. Anneniz adına Bağ-Kur’dan 5 tam yıl prim ödenmişse; </p>
<p>- 53 yaşını doldurmuş olmak kaydıyla prim ödeme süresini 20 tam yıla (7.200’e) çıkararak emekli olabilir ya da 54 yaşını doldurmuş olmak kaydıyla prim ödeme süresini 3.600’e çıkararak kısmi emekli olabilir. </p>
<p>- Sorunuzdan annenizin işe başlama tarihini 1985 yılı olarak (23 Mayıs 1985 tarihi öncesi) kabul edersek 41 yaşını doldurmuş olmak kaydıyla adına 5.000 gün prim ödenmişse emekli olabilir. Ya da 58 yaşını doldurmuş olmak kaydıyla adına 3.600 gün prim ödenmişse yaştan emekli olabilir. Ayrıca annenizin dul aylığı evlenmediği sürece kesilmez. Yukarıda belirttiğim üzere SSK, Bağ-Kur ya da isteğe bağlı olarak çalışması durumunda veya SSK ile Bağ-Kur’dan emekli olması durumunda da kesilmez. </p>
<p>- Mülga 1479 sayılı kanunun 39’uncu maddesi uyarınca bu kanuna göre sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan ve kadın iseler 55, erkek iseler 60 yaşını doldurmuş oldukları halde yaşlılık aylığına hak kazanamamış olan sigortalıların ödedikleri primler, yazılı istekleri üzerine toptan ödeme şeklinde geri verilir. Anneniz bu şartları sağladığında ödedikleri primler kendisine geri verilir. </p>
<p>Ahmet Yavuz / Zaman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ssksorucevap.com/vergi-ve-prim-borclarina-kolaylikta-surec-uzadi-idareleri-zor-gunler-bekliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

